5 Haziran 2008 Perşembe

Büyük Güne Az Kaldı

EVEEEET Türkiye'ye dönüyoruz, sevenlere duyurulur, 26 Haziran'da oradayız... Mart'dan beri o kadar çok şey olduki hangi birini buraya sığdırabilirim bilmiyorum.... Coactive Coaching sertifikasyonuna başladım, Mayıs - Ekim arası bununla meşgulüm, Non Violant Communication kursuna yazıldım, 6 hafta ben dönmeden bitiyor... Bunun dışında haftalık NVC gruplarına katılıyorum. HR'la ilgili buranın bölgesel sınavına girdim, umarım geçmişimdir.. Geçen ay Deep Cove'da denize girdik, Stanley Park'daki açık havuzunda açılışını yaptık. Geçen hafta sonu Whistler'a gittik, bisiklet kiralayıp gezdik Taruş'a da trailer alıp arkamıza taktık,, güzeldi, ama bugün 5 haziran ve dışarıda şakır şakır yağmur yağıyor , havada bize göre hayli soğuk, insanlar şıpıdık terlikler ve kısa kollu gömleklerle geziyorlar ayın adı haziran ya onlara açılmak için yeterli bir sebep, bu nedenle henüz onlardan biri olamadık demeliyim sanırım. Alihan'ların sınıfı bugün Maplewood Flats'a gezmeye gitti ben de yanlarındaydım, çocukların hepsi yağmurdan sıçana döndü öğretmenleri sabırla anlatıyor bu kuş böyle yapar şu kuş buraya konar, bakın bu ağaçlar şöyle çiçek açar, şekermiler eriycekler ama bizim içimiz rahat etmiyor işte.....Taruş'unda gezileri var, belediye otobüsüne binip, kütüphane, süpermarket, ekoloji merkezi gibi yerlere gidiyorlar.. Alihan bir hafta Vancouver Island'a kampa gitti Greek Olimpiyatları deniyor, bu çevredeki tüm Waldorf Okullarının 5. sınıfları biraraya gelip, cirit ve gülle atma, bayrak yarışı, 100 mt. güreş vb. başlıklarda yarışıyorlar, bizim için mükemmel bir deneyim oldu çünkü ben ve Taruş'da gidip bir gece kaldık sonra Alihan'ı alıp döndük.... Kendime yeni bir blog daha yapıyorum bu sefer koçlukla ilgili biter bitmez paylaşıcam..

22 Mart 2008 Cumartesi

Annemden Elektronik Posta Var!!!

Annecim 70 yaşından sonra bizim Kanada'da olmamızdan sebep bilgisayarla tanıştı, ve de artık duygularını mektuplara değil elektronik postalara döküyor, hasretimiz onun çok duygulandırmış besbelli kendi çocukluğu aklına gelmiş, ben kendi kızıma neler yazıcam o yaşlara geldiğimde, hayattayız ve paylaşıyoruz bu ne büyük mutluluk... Anneciğimin satırlarını buraya dökmeden olmazdı.. Annecim seni çok ama çooooook seviyorum..
**********
Bugün duygularım ayakta,öyle bir çoştu ki deli gönlüm gitti gidebildiği kadar UZAKLARA. Ruhum çocukluğumdan bir name terennüm ediyor sakin ve hüzünlü; ölürsem yazıktır sana kanmadan.-Kollarım boynunda halkalanmadan.-Diyorlar kül olmaz ateş yanmadan.-Durulmaz denizler dalgalanmadan.MİNİCİK kız çocuğu ,merdivenlere oturmuş annesinin şarkısını dinlemekte,.Anne-Anne uyandım demiyor bekliyor...annesinin şarkısını bitirmesini. Usul usul merdivenlerden inip trabzandan başını çıkarıp, ayaklarını sallandırdığında, açık olan bahçe kapısından ANNECİĞİNİ GÖREBİLİYOR .OHH..Rahatlıyor,anne geceden islenmiş gaz lambalarını KUYU başında temizlemekte....Şarkılar peşpeşe gelmekte..Yad eller aldı beni, gurbete saldı beni -Yardan ayırdı felek, taşlara çaldı beni...Gecenin matemini, aşkıma örtüp sarayım.-Gittin artık seni ben nerde bulup yalvarayım.-Şimdi ben şifasız kanayan bir yarayım .-Gittin artık seni ben nerde bulup yalvarayım. ARDINDANDA,.Kadifeden kesesi kahveden gelir sesi.-Oturmuş kumar oynar ah ciğerimin köşesi...DEĞİŞEN musiki havasından MİNİK KIZ etkilenerek, ayaklarını daha da tempolu sallayarak...Kendi şarkısını söylemeye başlar.O DEVRİN AVAM, ŞİMDİKİ ZAMANIN ARABESK olan. Gevşer gönülün yayları -çayır çimen bekliyor bayanlarla bayları. AY sen uyandın mı? Şimdi işim bitiyor. DUR ORADA geliyorum. Seneler içinde bu şarkılar minik kızın hafızasında RADYO SANAT musikisinde bestelerden güftelerini buluyor. O minik kız o zamandan doğuştan getirdiği sabrını nerede nasıl kullanacağını biliyor. Seneler içinde ANNESİNİN YIKILAN BİR İMPARATORLUĞUN.-talihsizliklerini yaşamış olmasının bilincinde..Hiç ERGEN olamadan OLGUN oluyor. Annesinin ENGİN sevgisini..Kızım sana GÜLLE dokunsunlar istemiyorum.-cümlesinde buluyor. Hayatta en zor zamanlarında O SEVGİDEN kuvvet alıyor. SEVMEK VE SEVİLMEK işte ENERJİ Burada. Bunu almak alabilmekte YARADANIN bir lutfu olsa gerek.SEVGİ ENERJİNİZİ KORUYUNUZ-BESLEYİNİZ-VEDE DAĞITINIZ.

Alihanın Doğumgünü ve Lahmacun Partisi

Geçen yıl Alihan'ın doğumgününde Sabancı Müzesinde Cengiz Han Sergisindeydik sonrasında da Changa'da anneannemiz, Alihan ve ben güzel bir yemek yemiştik... Bu yıl Vancoubver'da yeni evimizdeyiz, Alihanın doğumgünü güzel bir lahmacun partisine döndü Montreal'den Lahmacun getirttim, acılı acısız karışık, Ermeni Lahmacunu olarak geçiyor ama tadı mükemmel ve de işte bizim bildiğimiz lahmacun , adamlar gerçekten süper yapmışlar sadece fırına veriyor ve hüpletiyorsun, herkes parmaklarını yedi sonra da pastamızı kestik, herhalde 15 kişi kadardık.... Gelenlere binlerce teşekkür.

21 Mart 2008 Cuma

The Power Within Motivasyon Kongresi

Mart ayına Downtown GM Place'de düzenlenen bir motivasyon kongresine katılarak başladım. Evde oturup benim gibi çocuk bakarak bu kongreye katılan herhalde benden başkası bulunamazdı. İlk önce The Pursuit of Happiness kitabının yazarı siyahi Chris Gardner çıktı, kitap Will Smith tarafından film olarak da oynanmış, ben henüz seyretmedim ama hemen gidip alıcam, yaklaşık bir saatlik bir konuşma yaptı kendi hayatından hikayeler, inanılmaz etkileyeciydi. Günün sonunda benim bir numaralı konuşmacımdı diyebilirim. Diğer etkileyici konuşmacılardan biri Martha Stewart ki bu hanımın da çkarttığı dergiler ve yemek tv programları, dönemsel ev tefrişatı konusunda hanımlara verdiği bilgiler, tam bir güç abidesi havası vardı, hapse girip çıkmış olmasına rağmen dimdik ayakta ve hayata bağlılığı etkileyiciydi. Benim en çok beğendiklerimden biri de Loretta Laroche italyan asıllı sıradan bir orta yaşı hanım ama bir insan hayatla ve kendiyle bu kadar dalga geçemez hepimizi eğlendirdi daha da ötesi 7000 kişiyi elele dans ettirdi. Aklımda iz bırakanlardan biri de Catch Me If You Can filmine konu olan kahraman Frank Abagnale, 16 yaşından itibaren yaşını 10 yaş büyüterek yıllarca özellikle havayolu şirketlerini dolandırdıktan sonra hapse girmesi ve sonrasında FBI'da çalışmaya başlayarak dolandırıcılarla savaşması ve gençliğinde yaptığı tüm yanlışları anne ve babasının boşanmasına bağlayarak bir çocuk için babasının ne derece önemli olduğunu aktarmasıydı. Duygusal temalar da vardı kongrede ama fasilitatör aralarda duygu yoğunlaşmalarını güzel geçiştirdi, Frank'den sonra çıkıp ben babamı istiyorum diye ağlayışı herkesi çok güldürdü. Öğlen yemeği sonrası çıkan Malta, Portekiz ve Kanada asıllı dört tenorun müzik ziyafeti ise ayakta alkışlandı.. Benim girişim de enteresandı biraz geç kaldım, tabii çocukları okula yolla evden çık sonuçta şehir merkezine gidiş e zaman alıyor neyse başka bir hanımla beraber girdik parka aynı anda arabalarımızı park ettik, içeri giriyoruz, eşi gelmediği için elindeki VIP biletlerden birini bana vermeyi önerdi sonuçta benimki normal bilet yerim de balkon kısmında idi, böylece tüm kongreyi 8. sırada izledim, VIP lere öğlen yemeği de veriliyromuş böylece çok tatlı iki hanımla tanıştım en matrağı bana biletini veren ve hemen tüm günü beraber geçirdiğim hanım bir arabulucuymuş, yani bir çift bulmak isteyen adayları birbiri ile buluşturuyormuş, inanılmaz iş yaptığından Toronto'dan Vancouver'a taşınmış, yani orada bir ofis burada bir ofis ve yakında CBS'de programa çıkıcakmış. Akşam eve döndüğümde kendimi tamamen yenilenmiş hissettim. Muhtelif sektörlerden arkadaşlarım hep oldu ama bu bir ilk, güzel bir tecrübe ne iş yapıyorsunuz? sorusuna hiç beklenmedik bir cevap.... Kısaca Vancouver sürprizlerle dolu..

19 Şubat 2008 Salı

Seymour Dağı Keyfi

Bu hafta tüm hafta boyunca Alihan'ın okulu tatil bizde fırsattan istifade kendimizi Mount Seymour'a atmaya karar verdik. Sabah 09:30 Tarus okula biz de 10:30 da dağa akşam saat 4 e kadar program yaptık. Bugün hava mükemmeldi, bizim için bahar buradakilere göre yazdan bir gündü... Alihan'ın arkadaşlarını da alıp sabah soluğu dağda aldık, kayaklarımızı kiraladıktan sonra ver elini dağlara,,, ben de grup derslerinden birine katıldım, iki saat içinde kaymayanı dövüyorlar türünden, öğlen arabada yediğimiz yemek sonrası artık çocuklarla beraber ben de kendimi beyazlıktan aşağıya verebildim, aman ne eğlence ne yorgunluk, ne ter, akşam Tarusumuza tanm vaktinde yetiştik , o da kendi yaptıklarını anlatıp duruyor bize, kısaca güzel bir gündü, bakalım yarın nasıl bir atraksiyon olucak, yakında spor komasından gidicez herhalde hayatım boyunca yaptığım sporu burada 5 ayda yapmışımdır sanırım...

6 Şubat 2008 Çarşamba

Şubat 2008 Dinazorlarla Yürüdük

Şubata karlı girdik, Vancouver'da bu kadar kar olmazdı sizin şansınıza laflarını çok duyuyoruz gerçi bizi bezdiren bir durum yok, arabamızda kış lastiklerimiz var, okulumuz yakın, her şey ayağımızın altında.. North Vancouver şehir merkezinden daha da karlı oluyor okullar 2 gün tatil olup üstüne de Tara ile ben epey bir hasta olunca, 4 gün parmağımızı dışarı çıkartmadık, Alihan'a da iyi oldu çünkü onda da hafif kırıklık vardı. Neyse doğal sağlık ürünleri satan dükkan işimize yaradı şurup, çinko ve vitamin c tableti, boğaz pastili bunların hepsi bir anda kullanılınca epey fayda etti, hafta sonu General Motors Place'deki Walking with Dinausors gösterisine gittik, 170 milyon yıl önceki hayatı canlandırdılar ve dinazorlar neredeyse apartman boyunda kocaman robotlar, tek kelime ile çok görkemli ve etkilyeciydi. Sadece 4 gün Vancouver'da göster yapıyorlar buradan başka yerlere gidiyor gösteri, şanslıyız yakaladık gördük, aynı gün science world'ü ziyaret ettik, çocuklara uygun her türlü zihni sinir projesi hayata geçirilmiş ve sıkılmıycakları kadar çok alternatif var, 2 - 3 saatte keyfi çıkmaz yine gitmek lazım... 4 Şubat Tara'nın yeni okulu başladı, tertemiz düzenli bir atmosfer, bizimki şimdilik çok mutlu , eski okulundaki arkadaşları da ona bir veda hediyesi hazırlamışlar, o da çok hoşuna gitti, umarım mutluluğu böyle gider, benim en çok hoşuma giden şey yerlerde halı yok, oyuncaklar tertemiz ve geniş ferah aydınlık bir oyun yerleri var, öğretmenlerinin hepsi Kanadalı. Yemek pişirmekten sıkıldığıma itiraf etmem gerekiyor, allahtan burada tenise başladım hiç olmazsa haftada bir iki kendim için terlemek iyi geliyor, bi de şu çocuklara öğlen yemeği ayarlama olayı var onu da aşamadık millet koyuyor yanına hazır bir şeyler gönderiyor, benim de içime sinse bende yapıcam ama maalesef olmuyor. Yine yemek düşünmem lazım... Önerileriniz varsa beklerim....

27 Ocak 2008 Pazar

Ocak 2008'e Hareketli Girdik

Evet babamız üç ayı geçen bir ayrılıktan sonra aramıza iki sürpriz misafirle katıldı yabancı değil kuzeni ve eşi böylece Türkiye özlemimizi onlarla geçirdiğimiz bir ay da aşmak kolay oldu, yediğimiz yemekler, gelen, giden Türkiye'den gelen hediyeler vs, vs. Bu arada yeni yıl sonrası indirimleri de takip ettik elimizden geldiğince, tabii çocukların düzeni biraz şaştı, ama o kadar da olucak artık dedik. Grouse Mountain, Deep Cove, Stanley Park ve Revolving Restaurant en çok prim yapan ziyaret yerleri arasındaydı, hava elverdiği ölçüde gezdik. Bol bol yedik içtik, keyiflendik. Ocak ortasında onlar ayrıldı biz kaldık yine yanlız, tae kwon do dersleri, cello dersleri devam, bu arada Tara Şubat ayında yeni okuluna başlayacak haftada beş gün, bir yandan Alihan'ın okuluna da yedek yazdırdık. Alis Harikalar Diyarında tiyatro oyununa gittik üçümüz büyük keyif aldık, Alihan'ın arkadaşları bize geldi Lynn Valley Kanyonuna gittik hep birlikte ve de en önemlisi Mount Seymour'da geçirdiğimiz Pazar günleri diyebilirim. Alihan kaymaktan çok keyif aldı, biz de onunla bir aşağı bir yukarı manzaralar hava güzel olduğunda muhteşem...
Bu arada çocuklardaki farklı öğrenme şekilleri için Ronald Davis isimli bir yazarın kitabı ile tanıştım The Gift of Learning ve The Gift of Dyslexia isimli bu kitapların yazarının enteresan metodları mevcut özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan çocuklar için faydalı olan enerji seviyesini çocuğun ya da kişinin kendi kendine düşürmesini ya da yükseltmesini sağlayan bir çevirim düğmesi tabii tamamen hayali olarak yaratıyor.....şimdi bir parça da alihan'a alan bırakmak istiyorum bu ay en çok nelerden hoşlandı ve hoşlanmadı acaba; ilk önce hoşlanmadığından başlamak istedi sınıfında darvin adlı bir çocuk, ben biraz germişim onu ama yine de canının içiymişim (buna bayıldık), en çok hoşlandıkları kayağa başlaması, durmadan kar yağması, kardeşinin büyüyüp akıllanması, kendi sorumluluğunu kazanması ve cool ve free olmasıymış, bunu harika ve rahat olarak çeviriyor beyfendi..