Bu ayın herhalde en vurucu olayı ehliyet ardından araba alma işine konsantre olmamız, açıkcası otobüs saatlerini kovalamaktan ne bende ne de çocuklarda hal kalmamıştı desem yerindedir. Sosyalleşme ve çevreyi tanıma, istediğin alışverişi yapabilmek için araba şarttı neyse sonunda artık bir Toyota Siennamız var tam aile arabası, herkes memnun halinden.. Toyota'dan arayıp krediniz çıktı gelin arabanızı alın dediklerinde, bir anda Tara, Alihan ve ben nasıl bir motivasyonla kuvvet bulduk görülmeye değerdi, hepimiz bir an önce giyinip evden kendini dışarı atmak için mücadele veriyordu, saat 4'den 7'ye kadar sürdü, çocuklar büyük bir olgunlukla idare ettiler, ama sonunda Taruşka arabada dönüş yolunda uykuya daldı..
Alihan okula iyi intibak etti ve mutlu, kendi başına gidip geliyor, Pazartesi ,Çarşamba akşamları tae-kwon-do kursuna gidiyor, Salı akşamları buz pateninde, çarşambaları cello dersi var, bunu dışında Fransızca yerine İngilizce özel derslere devam İngilizcesi inanılmaz ilerledi, artık benim yardımıma ihtiyaç duymadan ingilizce günlük olayları yazabiliyor, tabii ki mükemmel değil ama 3 ay için bu çok iyi bir gelişme diye düşünüyorum. Veli toplantısı yapıldı, öğretmen 1/2 saatlik aralarla tüm velilerle öğrencinin defterlerinin üzerinden neler yaptıklarını, niçin yaptıklarını, neyi hedeflerdiklerini, çocuğun geliştirmesi gereken alanlar varsa neler olabileceği, iyi olduğu alanların üzerinden geçtik, sonra beş dakika genel sohbet birbirini tanıma, ilgi alanları üzerine de konuştuktan sonra kendi adıoma son derece tatmin olmuş en mühimi mutlu bir şekilde okuldan ayrıldım, cello öğretmeni Alihan'ın hareketli olduğundan bahsederek bu yüzden eğer istersem cello derslerine benim gelip izleyebileceğimi, ve bunun Alihan'ın dersi daha sağlıklı bitirmesi adına iyi olabileceği mesajını verdi, bu da çok güzel bir gelişme benim için.. El işi öğretmeni Alihan'ın yaptığı bileklik vb. işleri gösterdi, öğretmenin odası anneannemin oturma odası gibi, yünler, rengarenk örtüler, çocuklar oraya ayakkabılarını çıkartarakl girip çalışıyorlar zaten,, ayrıca bir tanede evcil tavşanı var adı da Ginko, ben onun tavşan olduğunu anlamadım Alihan'a soruyorum bu nedir nasıl bir köpektir diye,, komedi kadın kucağında orada burada peşinde gezdiriyor, sonuçta okulun içinde.. Oradan tahta işi öğretmenine gittik, Alihan'ın tahta kaşığını gösterdi ne kadar yetenekli olduğu vs vs anlattı, yahu işte altı üstü bir tahta kaşık dersiniz ama adam onun nasıl yapıldığını ne aşamalardan Alihan'ın ne çabalarla bu noktaya getirdiğini büyük bir sabır , özen ve mutlulukla aktardı, burası enteresan bir yer bu kesin. Bu ayın önemli bir başka gelişmesi de yiyeceklerimize daha doğrusu ne yediğimize eskisinden çok daha özenli davranmamız, meyve sebze mineral ağırlıklı beslenme gayretinde olmamız, ayrıca fırsat buldukça buz pateni, ve yüzmeye , hava güzel oldukça da etraftaki parklara gitmemiz, badminton oynamamız,, geçtiğimiz hafta sonu victoria'ya baby shower'a gittik, sadece hanımlara özel bir kutlama olduğundan Alihan bir grup erkekle birlikte Gold Stream denilen yere somon balıklarının yumurtalarını bırakıp ölmelerini görmeye gitti, çok etkilenmiş, akşam eve döndüğümüzde neden somon ların ölmek zorunda olmalarına takmış durumdaydı kafayı, uyuması için epey bir mücadele, masaj ve telkin gerekti. Baby shower'ın ne olduğunu burada öğrendim doğrusu, hamile bir kişi doğum yapmadan az bir zaman önce bayan arkadaşları ile biraraya gelip, doğacak bebekle ilgili oyunlar oynanılan hediyeler verilen alınan, yenilen içilen bir
get together, benim hoşuma gitti doğrusu ama Victoria'ya Cumartesi otobüse binip ferry ile gittik 3 den bindik 7 de indik, ertesi gün uçakla döndük buna rağmen ben de çocuklarda epey yorulmuştuk. Victoria ne kadar güzel olursa olsun nihayetinde ada ve istediğin anda evine dönemiyor olmak insanı biraz geriyor doğrusu..Bu Cumartesi okulda Christmas Fair var, bakalım ne değişiklikler göreceğiz....Taruş babanın da özlemiyle hafif kimlik değiştirdi denilebilir, biraz hırçın, azgın, en ufak şeye sinirlenen bir mizaca döndü, okuldan da memnun değil, pazartesi günü tiyatroya gideceklerdi, ben tam okuldan ayrılacakları sırada gmtürdüm, dışarıda korkunç yağmur yağıyor çocukları iki blok yürüttüler, hava soğruk hepsi bir ipin ucundan tutuyorlar ama elleri büzüştü, ben bere filan almamıştım saçları kısmen ıslandı, bir de baktım özel otobüs ya da minibüse binmiyorlar belediye otobüsüne biniyorlar, o anda Tara yı göndermekten vazgeçtim, çünkü kesin hasta olacaktı dönüşte biz saat 12:00 de tekrar okulda onlara katıldık. Günler geçip gidiyor, mutluyuz yeni hayatımızdan gitgide daha da adapte oluyoruz ancak babasız çocuklarlda ben de çok zorlanıyoruz artık sanırım bir daha bu kadar uzun ayrılığa dayanamayacağız. Umarım İlhan'da bu satırları okur ve şimdiden bir plan yapar sonrası için..
20 Kasım 2007 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)