22 Mart 2008 Cumartesi

Annemden Elektronik Posta Var!!!

Annecim 70 yaşından sonra bizim Kanada'da olmamızdan sebep bilgisayarla tanıştı, ve de artık duygularını mektuplara değil elektronik postalara döküyor, hasretimiz onun çok duygulandırmış besbelli kendi çocukluğu aklına gelmiş, ben kendi kızıma neler yazıcam o yaşlara geldiğimde, hayattayız ve paylaşıyoruz bu ne büyük mutluluk... Anneciğimin satırlarını buraya dökmeden olmazdı.. Annecim seni çok ama çooooook seviyorum..
**********
Bugün duygularım ayakta,öyle bir çoştu ki deli gönlüm gitti gidebildiği kadar UZAKLARA. Ruhum çocukluğumdan bir name terennüm ediyor sakin ve hüzünlü; ölürsem yazıktır sana kanmadan.-Kollarım boynunda halkalanmadan.-Diyorlar kül olmaz ateş yanmadan.-Durulmaz denizler dalgalanmadan.MİNİCİK kız çocuğu ,merdivenlere oturmuş annesinin şarkısını dinlemekte,.Anne-Anne uyandım demiyor bekliyor...annesinin şarkısını bitirmesini. Usul usul merdivenlerden inip trabzandan başını çıkarıp, ayaklarını sallandırdığında, açık olan bahçe kapısından ANNECİĞİNİ GÖREBİLİYOR .OHH..Rahatlıyor,anne geceden islenmiş gaz lambalarını KUYU başında temizlemekte....Şarkılar peşpeşe gelmekte..Yad eller aldı beni, gurbete saldı beni -Yardan ayırdı felek, taşlara çaldı beni...Gecenin matemini, aşkıma örtüp sarayım.-Gittin artık seni ben nerde bulup yalvarayım.-Şimdi ben şifasız kanayan bir yarayım .-Gittin artık seni ben nerde bulup yalvarayım. ARDINDANDA,.Kadifeden kesesi kahveden gelir sesi.-Oturmuş kumar oynar ah ciğerimin köşesi...DEĞİŞEN musiki havasından MİNİK KIZ etkilenerek, ayaklarını daha da tempolu sallayarak...Kendi şarkısını söylemeye başlar.O DEVRİN AVAM, ŞİMDİKİ ZAMANIN ARABESK olan. Gevşer gönülün yayları -çayır çimen bekliyor bayanlarla bayları. AY sen uyandın mı? Şimdi işim bitiyor. DUR ORADA geliyorum. Seneler içinde bu şarkılar minik kızın hafızasında RADYO SANAT musikisinde bestelerden güftelerini buluyor. O minik kız o zamandan doğuştan getirdiği sabrını nerede nasıl kullanacağını biliyor. Seneler içinde ANNESİNİN YIKILAN BİR İMPARATORLUĞUN.-talihsizliklerini yaşamış olmasının bilincinde..Hiç ERGEN olamadan OLGUN oluyor. Annesinin ENGİN sevgisini..Kızım sana GÜLLE dokunsunlar istemiyorum.-cümlesinde buluyor. Hayatta en zor zamanlarında O SEVGİDEN kuvvet alıyor. SEVMEK VE SEVİLMEK işte ENERJİ Burada. Bunu almak alabilmekte YARADANIN bir lutfu olsa gerek.SEVGİ ENERJİNİZİ KORUYUNUZ-BESLEYİNİZ-VEDE DAĞITINIZ.

Alihanın Doğumgünü ve Lahmacun Partisi

Geçen yıl Alihan'ın doğumgününde Sabancı Müzesinde Cengiz Han Sergisindeydik sonrasında da Changa'da anneannemiz, Alihan ve ben güzel bir yemek yemiştik... Bu yıl Vancoubver'da yeni evimizdeyiz, Alihanın doğumgünü güzel bir lahmacun partisine döndü Montreal'den Lahmacun getirttim, acılı acısız karışık, Ermeni Lahmacunu olarak geçiyor ama tadı mükemmel ve de işte bizim bildiğimiz lahmacun , adamlar gerçekten süper yapmışlar sadece fırına veriyor ve hüpletiyorsun, herkes parmaklarını yedi sonra da pastamızı kestik, herhalde 15 kişi kadardık.... Gelenlere binlerce teşekkür.

21 Mart 2008 Cuma

The Power Within Motivasyon Kongresi

Mart ayına Downtown GM Place'de düzenlenen bir motivasyon kongresine katılarak başladım. Evde oturup benim gibi çocuk bakarak bu kongreye katılan herhalde benden başkası bulunamazdı. İlk önce The Pursuit of Happiness kitabının yazarı siyahi Chris Gardner çıktı, kitap Will Smith tarafından film olarak da oynanmış, ben henüz seyretmedim ama hemen gidip alıcam, yaklaşık bir saatlik bir konuşma yaptı kendi hayatından hikayeler, inanılmaz etkileyeciydi. Günün sonunda benim bir numaralı konuşmacımdı diyebilirim. Diğer etkileyici konuşmacılardan biri Martha Stewart ki bu hanımın da çkarttığı dergiler ve yemek tv programları, dönemsel ev tefrişatı konusunda hanımlara verdiği bilgiler, tam bir güç abidesi havası vardı, hapse girip çıkmış olmasına rağmen dimdik ayakta ve hayata bağlılığı etkileyiciydi. Benim en çok beğendiklerimden biri de Loretta Laroche italyan asıllı sıradan bir orta yaşı hanım ama bir insan hayatla ve kendiyle bu kadar dalga geçemez hepimizi eğlendirdi daha da ötesi 7000 kişiyi elele dans ettirdi. Aklımda iz bırakanlardan biri de Catch Me If You Can filmine konu olan kahraman Frank Abagnale, 16 yaşından itibaren yaşını 10 yaş büyüterek yıllarca özellikle havayolu şirketlerini dolandırdıktan sonra hapse girmesi ve sonrasında FBI'da çalışmaya başlayarak dolandırıcılarla savaşması ve gençliğinde yaptığı tüm yanlışları anne ve babasının boşanmasına bağlayarak bir çocuk için babasının ne derece önemli olduğunu aktarmasıydı. Duygusal temalar da vardı kongrede ama fasilitatör aralarda duygu yoğunlaşmalarını güzel geçiştirdi, Frank'den sonra çıkıp ben babamı istiyorum diye ağlayışı herkesi çok güldürdü. Öğlen yemeği sonrası çıkan Malta, Portekiz ve Kanada asıllı dört tenorun müzik ziyafeti ise ayakta alkışlandı.. Benim girişim de enteresandı biraz geç kaldım, tabii çocukları okula yolla evden çık sonuçta şehir merkezine gidiş e zaman alıyor neyse başka bir hanımla beraber girdik parka aynı anda arabalarımızı park ettik, içeri giriyoruz, eşi gelmediği için elindeki VIP biletlerden birini bana vermeyi önerdi sonuçta benimki normal bilet yerim de balkon kısmında idi, böylece tüm kongreyi 8. sırada izledim, VIP lere öğlen yemeği de veriliyromuş böylece çok tatlı iki hanımla tanıştım en matrağı bana biletini veren ve hemen tüm günü beraber geçirdiğim hanım bir arabulucuymuş, yani bir çift bulmak isteyen adayları birbiri ile buluşturuyormuş, inanılmaz iş yaptığından Toronto'dan Vancouver'a taşınmış, yani orada bir ofis burada bir ofis ve yakında CBS'de programa çıkıcakmış. Akşam eve döndüğümde kendimi tamamen yenilenmiş hissettim. Muhtelif sektörlerden arkadaşlarım hep oldu ama bu bir ilk, güzel bir tecrübe ne iş yapıyorsunuz? sorusuna hiç beklenmedik bir cevap.... Kısaca Vancouver sürprizlerle dolu..