<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351</id><updated>2011-10-26T10:21:08.873-07:00</updated><title type='text'>ALIHANTARA</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>19</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-6538745833976806663</id><published>2008-06-05T20:01:00.000-07:00</published><updated>2008-06-05T20:18:04.593-07:00</updated><title type='text'>Büyük Güne Az Kaldı</title><content type='html'>EVEEEET Türkiye'ye dönüyoruz, sevenlere duyurulur, 26 Haziran'da oradayız... Mart'dan beri o kadar çok şey olduki hangi birini buraya sığdırabilirim bilmiyorum.... Coactive Coaching sertifikasyonuna başladım, Mayıs - Ekim arası bununla meşgulüm, Non Violant Communication kursuna yazıldım, 6 hafta ben dönmeden bitiyor... Bunun dışında haftalık NVC gruplarına katılıyorum. HR'la ilgili buranın bölgesel sınavına girdim, umarım geçmişimdir.. Geçen ay Deep Cove'da denize girdik, Stanley Park'daki açık havuzunda açılışını yaptık. Geçen hafta sonu Whistler'a gittik, bisiklet kiralayıp gezdik Taruş'a da trailer alıp arkamıza taktık,, güzeldi, ama bugün 5 haziran ve dışarıda şakır şakır yağmur yağıyor , havada bize göre hayli soğuk, insanlar şıpıdık terlikler ve kısa kollu gömleklerle geziyorlar ayın adı haziran ya onlara açılmak için yeterli bir sebep, bu nedenle henüz onlardan biri olamadık demeliyim sanırım. Alihan'ların sınıfı bugün Maplewood Flats'a gezmeye gitti ben de yanlarındaydım, çocukların hepsi yağmurdan sıçana döndü öğretmenleri sabırla anlatıyor bu kuş böyle yapar şu kuş buraya konar, bakın bu ağaçlar şöyle çiçek açar, şekermiler eriycekler ama bizim içimiz rahat etmiyor işte.....Taruş'unda gezileri var, belediye otobüsüne binip, kütüphane, süpermarket, ekoloji merkezi gibi yerlere gidiyorlar.. Alihan bir hafta Vancouver Island'a kampa gitti Greek Olimpiyatları deniyor, bu çevredeki tüm Waldorf Okullarının 5. sınıfları biraraya gelip, cirit ve gülle atma, bayrak yarışı, 100 mt. güreş vb. başlıklarda yarışıyorlar, bizim için mükemmel bir deneyim oldu çünkü ben ve Taruş'da gidip bir gece kaldık sonra Alihan'ı alıp döndük.... Kendime yeni bir blog daha yapıyorum bu sefer koçlukla ilgili biter bitmez paylaşıcam..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-6538745833976806663?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/6538745833976806663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=6538745833976806663' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/6538745833976806663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/6538745833976806663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2008/06/byk-gne-az-kald.html' title='Büyük Güne Az Kaldı'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-6052121816056055007</id><published>2008-03-22T00:24:00.000-07:00</published><updated>2008-04-02T01:35:41.092-07:00</updated><title type='text'>Annemden Elektronik Posta Var!!!</title><content type='html'>Annecim 70 yaşından sonra bizim Kanada'da olmamızdan sebep bilgisayarla tanıştı, ve de artık duygularını mektuplara değil elektronik postalara döküyor, hasretimiz onun çok duygulandırmış besbelli kendi çocukluğu aklına gelmiş, ben kendi kızıma neler yazıcam o yaşlara geldiğimde, hayattayız ve paylaşıyoruz bu ne büyük mutluluk... Anneciğimin satırlarını buraya dökmeden olmazdı.. Annecim seni çok ama çooooook seviyorum..&lt;br /&gt;**********&lt;br /&gt;Bugün duygularım ayakta,öyle bir çoştu ki deli gönlüm gitti gidebildiği kadar UZAKLARA. Ruhum çocukluğumdan bir name terennüm ediyor sakin ve hüzünlü; ölürsem yazıktır sana kanmadan.-Kollarım boynunda halkalanmadan.-Diyorlar kül olmaz ateş yanmadan.-Durulmaz denizler dalgalanmadan.MİNİCİK kız çocuğu ,merdivenlere oturmuş annesinin şarkısını dinlemekte,.Anne-Anne uyandım demiyor bekliyor...annesinin şarkısını bitirmesini. Usul usul merdivenlerden inip trabzandan başını çıkarıp, ayaklarını sallandırdığında, açık olan bahçe kapısından ANNECİĞİNİ GÖREBİLİYOR .OHH..Rahatlıyor,anne geceden islenmiş gaz lambalarını KUYU başında temizlemekte....Şarkılar peşpeşe gelmekte..Yad eller aldı beni, gurbete saldı beni -Yardan ayırdı felek, taşlara çaldı beni...Gecenin matemini, aşkıma örtüp sarayım.-Gittin artık seni ben nerde bulup yalvarayım.-Şimdi ben şifasız kanayan bir yarayım .-Gittin artık seni ben nerde bulup yalvarayım. ARDINDANDA,.Kadifeden kesesi kahveden gelir sesi.-Oturmuş kumar oynar ah ciğerimin köşesi...DEĞİŞEN musiki havasından MİNİK KIZ etkilenerek, ayaklarını daha da tempolu sallayarak...Kendi şarkısını söylemeye başlar.O DEVRİN AVAM, ŞİMDİKİ ZAMANIN ARABESK olan. Gevşer gönülün yayları -çayır çimen bekliyor bayanlarla bayları. AY sen uyandın mı? Şimdi işim bitiyor. DUR ORADA geliyorum. Seneler içinde bu şarkılar minik kızın hafızasında RADYO SANAT musikisinde bestelerden güftelerini buluyor. O minik kız o zamandan doğuştan getirdiği sabrını nerede nasıl kullanacağını biliyor. Seneler içinde ANNESİNİN YIKILAN BİR İMPARATORLUĞUN.-talihsizliklerini yaşamış olmasının bilincinde..Hiç ERGEN olamadan OLGUN oluyor. Annesinin ENGİN sevgisini..Kızım sana GÜLLE dokunsunlar istemiyorum.-cümlesinde buluyor. Hayatta en zor zamanlarında O SEVGİDEN kuvvet alıyor. SEVMEK VE SEVİLMEK işte ENERJİ Burada. Bunu almak alabilmekte YARADANIN bir lutfu olsa gerek.SEVGİ ENERJİNİZİ KORUYUNUZ-BESLEYİNİZ-VEDE DAĞITINIZ.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-6052121816056055007?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/6052121816056055007/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=6052121816056055007' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/6052121816056055007'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/6052121816056055007'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2008/03/annemden-mail-var-mail.html' title='Annemden Elektronik Posta Var!!!'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-5213242533979470923</id><published>2008-03-22T00:18:00.000-07:00</published><updated>2008-04-02T02:35:45.358-07:00</updated><title type='text'>Alihanın Doğumgünü ve Lahmacun Partisi</title><content type='html'>Geçen yıl Alihan'ın doğumgününde Sabancı Müzesinde Cengiz Han Sergisindeydik sonrasında da Changa'da anneannemiz, Alihan ve ben güzel bir yemek yemiştik... Bu yıl Vancoubver'da yeni evimizdeyiz, Alihanın doğumgünü güzel bir lahmacun partisine döndü Montreal'den Lahmacun getirttim, acılı acısız karışık, Ermeni Lahmacunu olarak geçiyor ama tadı mükemmel ve de işte bizim bildiğimiz lahmacun , adamlar gerçekten süper yapmışlar sadece fırına veriyor ve hüpletiyorsun, herkes parmaklarını yedi sonra da pastamızı kestik, herhalde 15 kişi kadardık.... Gelenlere binlerce teşekkür.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-5213242533979470923?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/5213242533979470923/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=5213242533979470923' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/5213242533979470923'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/5213242533979470923'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2008/03/alihann-doumgn-ve-lahmacun-gn.html' title='Alihanın Doğumgünü ve Lahmacun Partisi'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-5507342351729465096</id><published>2008-03-21T22:35:00.000-07:00</published><updated>2008-04-19T17:17:35.623-07:00</updated><title type='text'>The Power Within Motivasyon Kongresi</title><content type='html'>Mart ayına Downtown GM Place'de düzenlenen bir motivasyon kongresine katılarak başladım. Evde oturup benim gibi çocuk bakarak bu kongreye katılan herhalde benden başkası bulunamazdı. İlk önce The Pursuit of Happiness kitabının yazarı siyahi Chris Gardner çıktı, kitap Will Smith tarafından film olarak da oynanmış, ben henüz seyretmedim ama hemen gidip alıcam, yaklaşık bir saatlik bir konuşma yaptı kendi hayatından hikayeler, inanılmaz etkileyeciydi. Günün sonunda benim bir numaralı konuşmacımdı diyebilirim. Diğer etkileyici konuşmacılardan biri Martha Stewart ki bu hanımın da çkarttığı dergiler ve yemek tv programları, dönemsel ev tefrişatı konusunda hanımlara verdiği bilgiler, tam bir güç abidesi havası vardı, hapse girip çıkmış olmasına rağmen dimdik ayakta ve hayata bağlılığı etkileyiciydi. Benim en çok beğendiklerimden biri de Loretta Laroche italyan asıllı sıradan bir orta yaşı hanım ama bir insan hayatla ve kendiyle bu kadar dalga geçemez hepimizi eğlendirdi daha da ötesi 7000 kişiyi elele dans ettirdi. Aklımda iz bırakanlardan biri de Catch Me If You Can filmine konu olan kahraman Frank Abagnale, 16 yaşından itibaren yaşını 10 yaş büyüterek yıllarca özellikle havayolu şirketlerini dolandırdıktan sonra hapse girmesi ve sonrasında FBI'da çalışmaya başlayarak dolandırıcılarla savaşması ve gençliğinde yaptığı tüm yanlışları anne ve babasının boşanmasına bağlayarak bir çocuk için babasının ne derece önemli olduğunu aktarmasıydı. Duygusal temalar da vardı kongrede ama fasilitatör aralarda duygu yoğunlaşmalarını güzel geçiştirdi, Frank'den sonra çıkıp ben babamı istiyorum diye ağlayışı herkesi çok güldürdü. Öğlen yemeği sonrası çıkan Malta, Portekiz ve Kanada asıllı dört tenorun müzik ziyafeti ise ayakta alkışlandı.. Benim girişim de enteresandı biraz geç kaldım, tabii çocukları okula yolla evden çık sonuçta şehir merkezine gidiş e zaman alıyor neyse başka bir hanımla beraber girdik parka aynı anda arabalarımızı park ettik, içeri giriyoruz, eşi gelmediği için elindeki VIP biletlerden birini bana vermeyi önerdi sonuçta benimki normal bilet yerim de balkon kısmında idi, böylece tüm kongreyi 8. sırada izledim, VIP lere öğlen yemeği de veriliyromuş böylece çok tatlı iki hanımla tanıştım en matrağı bana biletini veren ve hemen tüm günü beraber geçirdiğim hanım bir arabulucuymuş, yani bir çift bulmak isteyen adayları birbiri ile buluşturuyormuş, inanılmaz iş yaptığından Toronto'dan Vancouver'a taşınmış, yani orada bir ofis burada bir ofis ve yakında CBS'de programa çıkıcakmış. Akşam eve döndüğümde kendimi tamamen yenilenmiş hissettim. Muhtelif sektörlerden arkadaşlarım hep oldu ama bu bir ilk, güzel bir tecrübe ne iş yapıyorsunuz? sorusuna hiç beklenmedik bir cevap.... Kısaca Vancouver sürprizlerle dolu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-5507342351729465096?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/5507342351729465096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=5507342351729465096' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/5507342351729465096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/5507342351729465096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2008/03/power-within-motivasyon-kongresi.html' title='The Power Within Motivasyon Kongresi'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-6533219295637719994</id><published>2008-02-19T21:46:00.000-08:00</published><updated>2008-02-19T21:58:53.119-08:00</updated><title type='text'>Seymour Dağı Keyfi</title><content type='html'>Bu hafta tüm hafta boyunca Alihan'ın okulu tatil bizde fırsattan istifade kendimizi Mount Seymour'a atmaya karar verdik. Sabah 09:30 Tarus okula biz de 10:30 da dağa akşam saat 4 e kadar program yaptık. Bugün hava mükemmeldi, bizim için bahar buradakilere göre yazdan bir gündü... Alihan'ın arkadaşlarını da alıp sabah soluğu dağda aldık, kayaklarımızı kiraladıktan sonra ver elini dağlara,,, ben de grup derslerinden birine katıldım, iki saat içinde kaymayanı dövüyorlar türünden, öğlen arabada yediğimiz yemek sonrası artık çocuklarla beraber ben de kendimi beyazlıktan aşağıya verebildim, aman ne eğlence ne yorgunluk,  ne ter, akşam Tarusumuza tanm vaktinde yetiştik , o da kendi yaptıklarını anlatıp duruyor bize, kısaca güzel bir gündü, bakalım yarın nasıl bir atraksiyon olucak, yakında spor komasından gidicez herhalde hayatım boyunca yaptığım sporu burada 5 ayda yapmışımdır sanırım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-6533219295637719994?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/6533219295637719994/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=6533219295637719994' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/6533219295637719994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/6533219295637719994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2008/02/seymour-da-keyfi.html' title='Seymour Dağı Keyfi'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-4261561786972148536</id><published>2008-02-06T14:21:00.000-08:00</published><updated>2008-02-06T14:40:08.833-08:00</updated><title type='text'>Şubat 2008 Dinazorlarla Yürüdük</title><content type='html'>Şubata karlı girdik, Vancouver'da bu kadar kar olmazdı sizin şansınıza laflarını çok duyuyoruz gerçi bizi bezdiren bir durum yok, arabamızda kış lastiklerimiz var, okulumuz yakın, her şey ayağımızın altında.. North Vancouver şehir merkezinden daha da karlı oluyor okullar 2 gün tatil olup üstüne de Tara ile ben epey bir hasta olunca, 4 gün parmağımızı dışarı çıkartmadık, Alihan'a da iyi oldu çünkü onda da hafif kırıklık vardı. Neyse doğal sağlık ürünleri satan dükkan işimize yaradı şurup, çinko ve vitamin c tableti, boğaz pastili bunların hepsi bir anda kullanılınca epey fayda etti, hafta sonu General Motors Place'deki Walking with Dinausors gösterisine gittik, 170 milyon yıl önceki hayatı canlandırdılar ve dinazorlar neredeyse apartman boyunda kocaman robotlar, tek kelime ile çok görkemli ve etkilyeciydi. Sadece 4 gün Vancouver'da göster yapıyorlar buradan başka yerlere gidiyor gösteri, şanslıyız yakaladık gördük, aynı gün science world'ü ziyaret ettik, çocuklara uygun her türlü zihni sinir projesi hayata geçirilmiş ve sıkılmıycakları kadar çok alternatif var, 2 - 3 saatte keyfi çıkmaz yine gitmek lazım... 4 Şubat Tara'nın yeni okulu başladı, tertemiz düzenli bir atmosfer, bizimki şimdilik çok mutlu , eski okulundaki arkadaşları da ona bir veda hediyesi hazırlamışlar, o da çok hoşuna gitti, umarım mutluluğu böyle gider, benim en çok hoşuma giden şey yerlerde halı yok, oyuncaklar tertemiz ve geniş ferah aydınlık bir oyun yerleri var, öğretmenlerinin hepsi Kanadalı. Yemek pişirmekten sıkıldığıma itiraf etmem gerekiyor, allahtan burada tenise başladım hiç olmazsa haftada bir iki kendim için terlemek iyi geliyor, bi de şu çocuklara öğlen yemeği ayarlama olayı var onu da aşamadık millet koyuyor yanına hazır bir şeyler gönderiyor, benim de içime sinse bende yapıcam ama maalesef olmuyor. Yine yemek düşünmem lazım... Önerileriniz varsa beklerim....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-4261561786972148536?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/4261561786972148536/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=4261561786972148536' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/4261561786972148536'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/4261561786972148536'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2008/02/ubat-2008-dinazorlarla-yrdk.html' title='Şubat 2008 Dinazorlarla Yürüdük'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-93592990506945848</id><published>2008-01-27T20:54:00.000-08:00</published><updated>2008-01-27T21:17:52.222-08:00</updated><title type='text'>Ocak 2008'e Hareketli Girdik</title><content type='html'>Evet babamız üç ayı geçen bir ayrılıktan sonra aramıza iki sürpriz misafirle katıldı yabancı değil kuzeni ve eşi böylece Türkiye özlemimizi onlarla geçirdiğimiz bir ay da aşmak kolay oldu, yediğimiz yemekler, gelen, giden Türkiye'den gelen hediyeler vs, vs. Bu arada yeni yıl sonrası indirimleri de takip ettik elimizden geldiğince, tabii çocukların düzeni biraz şaştı, ama o kadar da olucak artık dedik. Grouse Mountain, Deep Cove, Stanley Park ve Revolving Restaurant en çok prim yapan ziyaret yerleri arasındaydı, hava elverdiği ölçüde gezdik. Bol bol yedik içtik, keyiflendik. Ocak ortasında onlar ayrıldı biz kaldık yine yanlız, tae kwon do dersleri, cello dersleri devam, bu arada Tara Şubat ayında yeni okuluna başlayacak haftada beş gün, bir yandan Alihan'ın okuluna da yedek yazdırdık. Alis Harikalar Diyarında tiyatro oyununa gittik üçümüz büyük keyif aldık, Alihan'ın arkadaşları bize geldi Lynn Valley Kanyonuna gittik hep birlikte ve de en önemlisi Mount Seymour'da geçirdiğimiz Pazar günleri diyebilirim. Alihan kaymaktan çok keyif aldı, biz de onunla bir aşağı bir yukarı manzaralar hava güzel olduğunda muhteşem...&lt;br /&gt;Bu arada çocuklardaki farklı öğrenme şekilleri için Ronald Davis isimli bir yazarın kitabı ile tanıştım The Gift of Learning ve The Gift of Dyslexia isimli bu kitapların yazarının enteresan metodları mevcut özellikle dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan çocuklar için faydalı olan enerji seviyesini çocuğun ya da kişinin kendi kendine düşürmesini ya da yükseltmesini sağlayan bir çevirim düğmesi tabii tamamen hayali olarak yaratıyor.....şimdi bir parça da alihan'a alan bırakmak istiyorum bu ay en çok nelerden hoşlandı ve hoşlanmadı acaba; ilk önce hoşlanmadığından başlamak istedi sınıfında darvin adlı bir çocuk, ben biraz germişim onu ama yine de canının içiymişim (buna bayıldık), en çok hoşlandıkları kayağa başlaması, durmadan kar yağması, kardeşinin büyüyüp akıllanması, kendi sorumluluğunu kazanması ve cool ve free olmasıymış, bunu harika ve rahat olarak çeviriyor beyfendi..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-93592990506945848?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/93592990506945848/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=93592990506945848' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/93592990506945848'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/93592990506945848'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2008/01/ocak-2008e-hareketli-girdik.html' title='Ocak 2008&apos;e Hareketli Girdik'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-332920503704148276</id><published>2007-12-07T01:13:00.000-08:00</published><updated>2007-12-07T01:26:13.466-08:00</updated><title type='text'>Waldorf'ta Christmas Fair</title><content type='html'>Alihanların okulunda Christmas Fair sonunda gerçekleşti, panayır gibiydi ortalık demem daha doğru olur, farklı kültürel kökleri olan aileler kendi kültürlerini ifade eden yemekler yapıp sundular, her sınıfta farklı bir aktivite yapıldı, birinde doğal çam dallarından ve yosunlardan wreath yapılıyordu, yuvarlak kapıya asılan veya masaya konulan ve üzerinde mum yakılan xmas süslemeleri, diğer bir oda da yine doğal ağaç kabuklarının üstüne envai çeşit doğal süsleme ile mum yapılıp yapıştırılıyor ve yine bir süs olarak kullanılabiliyor, kozalaklar boyanıyor ve asılacak şekilde deri ip yapıştırılıyor, başka bir oda da ipek boyama işi , diğer bir odada küçük çocuklara kukla oynatımı, bunun dışında çocukların bütün okulda yaptıkları bileklikler, çantalar, fenerler, sabunlar, patikler, tahta oyma kaşıklar vb araçlar satışa çıkartılıyor, bez bebekler, bez melekler noel süslemesi olarak ağaçlara konulmak üzere satışta idi, maalesef benim yaptıklarım satılmış çoktan, çocuklar anne veya babalarıyla tüm bu aktivitelere katıldılar ve çok keyif aldılar, yemek minimum önem verilen konuydu , okul bahçesinde bir çadır içinde hot dog, sıcak elma çayı, kahve bu kadar... Zaten herkes aktivitelere katılmanın telaşı ile yemek yemeğe vakit bulamadı saat 10:00 - 15:00 arası hepimiz tam bir koşturma içindeydik ama her ayrılan mutlu ve tatmin olmuş ayrılıyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-332920503704148276?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/332920503704148276/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=332920503704148276' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/332920503704148276'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/332920503704148276'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2007/12/waldorfta-christmas-fair.html' title='Waldorf&apos;ta Christmas Fair'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-3519854726701053443</id><published>2007-12-07T00:10:00.000-08:00</published><updated>2008-08-08T08:50:20.358-07:00</updated><title type='text'>Anneme İthafımdır</title><content type='html'>Yanımda kimse olmadan sadece çocuklarla yanlız geçen koca bir 3 aydan sonra anneme ithafen bir şeyler yazma ihtiyacı duymam sanırım son derece olağan bir hareket olsa gerek...... En son Doreen Virtue'nın The Caring and Feeding of Indigo Children kitabını okuduktan sonra neredeyse yedikleri, içtikleri, giydikleri, seyrettikleri, yaptıkları her şeye dikkat edip bütün bunların etkilerini yakından takip edince anneliğin ne önemli bir marifet olduğuna ve kendi annemin bizler için tüm bunları bunca kitabı okumadan yapmış, en önemlisi bize sağlıklı bir çocukluk için en gerekli ortamı yaratmış olduğunu hayretle görüp, hayranlık duydum. Sonuçta yapılan her şey karşılıksız yapılmakta, dikkat edilen detaylar dışında çamaşırı, temizliği, yemeği insan para verip birine yaptırmadığında, yaptıkları gözüne batmaya üstüne gelmeye başlıyor, bu da ruhsal olarak gerginlik yaratıyor, ve o gerginliği çocuk da yaşıyor ister istemez, annem üniversite mezunu olup bir müddet çalışmasına rağmen hiç bir zaman kariyer diye tutturmadan bizleri en iyi şekilde besledi, gerginlik filan da yaşamadı, yaşadıysa da bize yaşatmadı, evimizde hep bir sessiz huzur oldu, ama huzur ortamını yaratan da annemin adanmışlığıydı tabii bizim için olan adanmışlığı, okuldan gelince onu mutlaka evde bulmamız, çay saatimizin şaşmaması, herşeyimizin önümüze biz istemeden gelmesi, sonrasında olağan bir şekilde odamıza çekilip derslerimizi yapmamız ve kendimizi oyalayacak bir şeyler bulmamız, televizyon seyretmenin hafta içi katiyen söz konusu olmaması vb. Şimdi bir şekilde ondan öğrendiklerimi kendi çocuklarıma veriyorum, her gün taze sebze pişirmek oldukça zahmetli aslında, bir tencere gibi gözükse de bir öğünde tükeniyor, dolayısıyla bunu zevkli bir rutin haline getirmek gerekiyor, ama Alihan'ın bugün gittiğimiz biofeedback sonuçlarına bakınca yaptıklarımın karşılığını almak gerçekten çok hoşuma gitti, Alihan'ın sindirim sistemi daha iyi çalışmaya başlamış, enerji seviyesi iki ay önce 54 iken bugün 93 gözüküyordu, vitamin ve mineral düzeyleri de olumlu anlamda iyileşmiş. Bunlar beni aynı yönde devam etmem anlamında cesaretlendirdi, öte yandan beslenmeyle ilgili yeni bir bilgi öğrendim soya tüketimi uzun vadede erkeklerde kısırlığa, kızlarda ise ergenlik hormonlarının erken çalışmasına sebebiyet veriyormuş. Dolayısıyla soya sütü, tofu vb besinleri de öncelikli diet listemizden çıkarmış olduk.. Bu durumda öncelikle deniz balığı, serbest yetişmiş tavuk ve et de zaman zaman en azından haftada bir tüketebileceğini düşünüyorum, tahıl da et yerine geçebilecek bir besin olmakla birlikte çocukların dietinden eti tamamen kaldırmayı doğru bulmuyorum, sonuçta gelişme çağındalar...&lt;br /&gt;Anneme teşekkür etmek istediğim bir diğer konu da entellektüel tarafıyla bana vermiş olduğu miras, çok küçük yaşlarımda kendi şiir kitabından hissederek şiirler okur ben anlamını anlamasam da enteresan  bir huşuyla dinlerdim, bu genelde babam yanımızda olmadığı zamanlarda tekrarlanan bir rutindi, o zaman beraber yatardık şiir okumasa da elinde mutlaka okuyacak bir kitap veya dergi olurdu, şimdi aynı durum benim için geçerli, hatta Alihan'ın hemen hemen kitapsız uyuması imkansız bir iş olarak gözükmekte.. Bu aslında annemin yaratmış olduğu bir ritimdi ve ben o ritme çok güzel uyum sağlıyordum.. Bu yüzden bu yazıyı onun bana daha 4 - 5 yaşlarındayken okuduğu ve ne enteresandır ki benim şu anda ezbere hatırladığım Faruk Nafiz Çamlıbel'in bir şiiiriyle sonlandırıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nenem beşyüz altına satılmış bir esirdi&lt;br /&gt;Dedem beşyüz altını sayan bir derebeyi&lt;br /&gt;Kurt kanı köpek kanı birbirine girdi&lt;br /&gt;İkisinden ortaya çıktı bir kurt köpeği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki zıt cevheri var nabzımda vuran kanın&lt;br /&gt;Biri elpençe duran öteki durduranın&lt;br /&gt;Duygum sana taparken, düşüncem bir hayvanın&lt;br /&gt;Sırtında bir kadınla aşar karşı tepeyi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben nenemden muhabbet dedemden kin almışım&lt;br /&gt;Çini bir kase gibi başkadır içim dışım&lt;br /&gt;Elini öpmek için yalvarsa da bakışım&lt;br /&gt;Isır diye tepinir gözlerimin bebeği&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-3519854726701053443?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/3519854726701053443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=3519854726701053443' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/3519854726701053443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/3519854726701053443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2007/12/anneme-ithafmdr.html' title='Anneme İthafımdır'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-5953064899351990922</id><published>2007-11-20T21:53:00.000-08:00</published><updated>2007-11-20T22:32:30.138-08:00</updated><title type='text'>Kasım Ayı Haberlerimiz</title><content type='html'>Bu ayın herhalde en vurucu olayı ehliyet ardından araba alma işine konsantre olmamız, açıkcası otobüs saatlerini kovalamaktan ne bende ne de çocuklarda hal kalmamıştı desem yerindedir. Sosyalleşme ve çevreyi tanıma, istediğin alışverişi yapabilmek için araba şarttı neyse sonunda artık bir Toyota Siennamız var tam aile arabası, herkes memnun halinden.. Toyota'dan arayıp krediniz çıktı gelin arabanızı alın dediklerinde, bir anda Tara, Alihan ve ben nasıl bir motivasyonla kuvvet bulduk görülmeye değerdi, hepimiz bir an önce giyinip evden kendini dışarı atmak için mücadele veriyordu, saat 4'den 7'ye kadar sürdü, çocuklar büyük bir olgunlukla idare ettiler, ama sonunda Taruşka arabada dönüş yolunda uykuya daldı..&lt;br /&gt;Alihan okula iyi intibak etti ve mutlu, kendi başına gidip geliyor, Pazartesi ,Çarşamba akşamları tae-kwon-do kursuna gidiyor, Salı akşamları buz pateninde, çarşambaları cello dersi var, bunu dışında Fransızca yerine İngilizce özel derslere devam İngilizcesi inanılmaz ilerledi, artık benim yardımıma ihtiyaç duymadan ingilizce günlük olayları yazabiliyor, tabii ki mükemmel değil ama 3 ay için bu çok iyi bir gelişme diye düşünüyorum. Veli toplantısı yapıldı, öğretmen 1/2 saatlik aralarla tüm velilerle öğrencinin defterlerinin üzerinden neler yaptıklarını, niçin yaptıklarını, neyi hedeflerdiklerini, çocuğun geliştirmesi gereken alanlar varsa neler olabileceği, iyi olduğu alanların üzerinden geçtik, sonra beş dakika genel sohbet birbirini tanıma, ilgi alanları üzerine de konuştuktan sonra kendi adıoma son derece tatmin olmuş en mühimi mutlu bir şekilde okuldan ayrıldım, cello öğretmeni Alihan'ın hareketli olduğundan bahsederek bu yüzden eğer istersem cello derslerine benim gelip izleyebileceğimi, ve bunun Alihan'ın dersi daha sağlıklı bitirmesi adına iyi olabileceği mesajını verdi, bu da çok güzel bir gelişme benim için.. El işi öğretmeni Alihan'ın yaptığı bileklik vb. işleri gösterdi, öğretmenin odası anneannemin oturma odası gibi, yünler, rengarenk örtüler, çocuklar oraya ayakkabılarını çıkartarakl girip çalışıyorlar zaten,, ayrıca bir tanede evcil tavşanı var adı da Ginko, ben onun tavşan olduğunu anlamadım Alihan'a soruyorum bu nedir nasıl bir köpektir diye,, komedi kadın kucağında orada burada peşinde gezdiriyor, sonuçta okulun içinde.. Oradan tahta işi öğretmenine gittik, Alihan'ın tahta kaşığını gösterdi ne kadar yetenekli olduğu vs vs anlattı, yahu işte altı üstü bir tahta kaşık dersiniz ama adam onun nasıl yapıldığını ne aşamalardan Alihan'ın ne çabalarla bu noktaya getirdiğini büyük bir sabır , özen ve mutlulukla aktardı, burası enteresan bir yer bu kesin. Bu ayın önemli bir başka gelişmesi de yiyeceklerimize daha doğrusu ne yediğimize eskisinden çok daha özenli davranmamız, meyve sebze mineral ağırlıklı beslenme gayretinde olmamız, ayrıca fırsat buldukça buz pateni, ve yüzmeye , hava güzel oldukça da etraftaki parklara gitmemiz, badminton oynamamız,, geçtiğimiz hafta sonu victoria'ya baby shower'a gittik, sadece hanımlara özel bir kutlama olduğundan Alihan bir grup erkekle birlikte Gold Stream denilen yere somon balıklarının yumurtalarını bırakıp ölmelerini görmeye gitti, çok etkilenmiş, akşam eve döndüğümüzde neden somon ların ölmek zorunda olmalarına takmış durumdaydı kafayı, uyuması için epey bir mücadele, masaj ve telkin gerekti. Baby shower'ın ne olduğunu burada öğrendim doğrusu, hamile bir kişi doğum yapmadan az bir zaman önce bayan arkadaşları ile biraraya gelip, doğacak bebekle ilgili oyunlar oynanılan hediyeler verilen alınan, yenilen içilen bir&lt;br /&gt;get together, benim hoşuma gitti doğrusu ama Victoria'ya Cumartesi otobüse binip ferry ile gittik 3 den bindik 7 de indik, ertesi gün uçakla döndük buna rağmen ben de çocuklarda epey yorulmuştuk. Victoria ne kadar güzel olursa olsun nihayetinde ada ve  istediğin anda evine dönemiyor olmak insanı biraz geriyor doğrusu..Bu Cumartesi okulda Christmas Fair var, bakalım ne değişiklikler göreceğiz....Taruş babanın da özlemiyle hafif kimlik değiştirdi denilebilir, biraz hırçın, azgın, en ufak şeye sinirlenen bir mizaca döndü, okuldan da memnun değil, pazartesi günü tiyatroya gideceklerdi, ben tam okuldan ayrılacakları sırada gmtürdüm, dışarıda korkunç yağmur yağıyor çocukları iki blok yürüttüler, hava soğruk hepsi bir ipin ucundan tutuyorlar ama elleri büzüştü, ben bere filan almamıştım saçları kısmen ıslandı, bir de baktım özel otobüs ya da minibüse binmiyorlar belediye otobüsüne biniyorlar, o anda Tara yı göndermekten vazgeçtim, çünkü kesin hasta olacaktı dönüşte biz saat 12:00 de tekrar okulda onlara katıldık. Günler geçip gidiyor, mutluyuz yeni hayatımızdan gitgide daha da adapte oluyoruz ancak babasız çocuklarlda ben de çok zorlanıyoruz artık sanırım bir daha bu kadar uzun  ayrılığa dayanamayacağız. Umarım İlhan'da bu satırları okur ve şimdiden bir plan yapar sonrası için..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-5953064899351990922?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/5953064899351990922/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=5953064899351990922' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/5953064899351990922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/5953064899351990922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2007/11/kasm-ay-haberlerimiz.html' title='Kasım Ayı Haberlerimiz'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-6386575670930439707</id><published>2007-10-25T23:15:00.001-07:00</published><updated>2007-10-26T01:14:25.964-07:00</updated><title type='text'>Waldorf Okullarının Müfredatı ve Alihan</title><content type='html'>Waldorf Okulları, Rudolp Steiner ismi ile birlikte anılır, ya da en azından bu okullarla ilgili bir şeyler araştırdığınızda bu kişiyi tanımanız gerekir , Waldorf Okullarının kurucusu Avusturyalı bir filozof olan R. Steiner'dir. 25.2.1861 yılında Hırvatistan'da doğmuş ve "Antroposophy" olarak adlandırılan düşünce şeklinin de kurucusu olmuştur. İlk Waldorf okulu 1919 yılında Stuttgart'da kurulmuştur. Kurucusunun adı ile anılmamasının sebebi, ilk açılan okulun o dönemde Waldorf Astoria sigara fabrikasında çalışan işçi ailelerinin çocuklarının eğitimleri için ortaya konulan özel bir müfredat olmasından kaynaklanmaktadır. Sonraları kurulan okullarda bu isimle anılmıştır. Anthroposophy insanın maneviyatından yola çıkarak evrenin maneviyatına rehberlik eden bir bilgi yolu olarak tanımlanmaktadır. Sıradan insanlar acıktıklarında ya da susadıklarında neyi deneyimliyorlarsa, bu düşünce şeklinin insanları da insanoğlunun doğası ve evren hakkında belli sorgulamaları yaşam için zaruri bir ihtiyaç olarak görmektedirler. Yine burada ortaya çıkan önemli bir kavram "Bireysellik" dir. Bunu duyunca aha tamam işte bu yüzden batılılar son derece bireyselci denilebilir, ama buradaki bireysellik ruhsal bir takım tanımlamalarla birlikte düşünülmelidir. Bu dünyaya doğan tüm bireylerin belli bir görev ve rolü olduğundan yola çıkarak, her bireyin özgür iradesi ile almış olduğu yön, yapmış olduğu şey kendi ile ilgilidir, bu durumda kişi egoistte olabilir başkalarına zarar vermediği müddetçe burada da bir tuhaflık yok gözüyle bakılmaktadır. Kınama, yargılama yoktur.. Her bireyin bilgiyi elde edişi farklıdır, buna göre kişinin inancı ve gerçek birleştiğinde bilgi oluşmaktadır. İnsanoğlunun serbestliği, özgürlük, bireyin kendine güveni bu konuyla ilgili en çok gözüme çarpan tanımlamalardı. Şimdi gelelim müfredata, İstanbul'da her gün kahırla okula giden Alihan burada sabahları mutlulukla kalkıyor her gün ve okuluna gidiyor, nedenini anlatayım;&lt;br /&gt;1.İlkokul 5. sınıf gibi bir derecede dahi yani bizim için çocukların pek çok şey bilmesi gereken ve artık yavaş yavaş büyümeleri ve ciddi olmalarını beklediğimiz bir seviyede dahi halen ana ders olarak destanlar ve mitolojiler işlenmekte halen diyorum çünkü geçen yılda Norse Mitolojisi yani eski iskandinavya şaman kültürlerini işlemekteydiler ( buradaki varlıkların çoğunun Lord of the Rings gibi sinema filmi karakterlerinin esin kaynağı olduğunu okuduğumda çocukların neden ilgisini bu kadar çektiklerini de anlamış oldum)&lt;br /&gt;2. Ana konuları yani destanları resmederek işliyorlar, önce sınıf öğretmeni tahtaya renkli tebeşirlerle harikulade bir şekilde onu resmediyor ve o resim bir hafta boyunca tahtada kalıyor zaten kara tahtaların hepsi raylı ve içiçe 3 bölümlü diğer derslerde de kara tahtanın diğer kısımlarını kullanabiliyorlar. Zaten bu okullarda çocukların hafta içi televizyon seyretmesi bu yüzden kısıtlanıyor, çocuklar bütün bir hafta boyunca bu resmi kafalarında geliştiriyorlar, destanı öğretmen okusada daha sonra karalama defterine o destanla ilgili belli başlı soruları veriyor, çocuklar bir hafta içinde istedikleri zaman hem resmi hem de destanı kendi yorumları ile ve de o sorulara cevap verecek şekilde 30 cm x 20 cm kocaman bir defterleri var, o deftere hem resmedip hem de yazıyorlar, yazıları da renkli kalemlerle yapıyorlar... Tek kelime ile süperrr benim bile yazasım benim bile çizesim geliyor, zaten Alihan'la oturup birlikte çalışıyoruz, ama en önemlisi saatlerle Alihan'ın konuyla ilgili sorular sorması....Bu ne güzel bir şey..&lt;br /&gt;Bu çalışmalara Hindistanla başladılar ilk olarak Manu ve Büyük Tufan bizim Nuh'un Gemisi olarak bildiğimiz hikayenin hint versiyonu ama çok çok güzel ve öğretici pek çok şey var içinde.. Daha sonra Rama ve Sita'yı çalıştıkHint mitolojisinde tanrılardan biri olan Vişnu'nun insan şeklindeki görüntülerinden biri olan Rama ve onun eşi Sita anlatılıyor... Budha'yı da işledik.. Gılgamış ve Enkidu'yu bitirmek üzereyiz. Şimdi Nietzsche'nin Zarathustra'sında sıra, hepsi de son derece öğretici ve insancıl yönler taşıyor. Alihan'ın bu konulardan sonra neler öğrendiğini daha doğrusu aklında neler kaldığını önümüzdeki ay yazacağım, zaten önümüzdeki ay sanıyorum Yunan mitolojisine geçiyorlar..&lt;br /&gt;3. Evet müfredat diyordum ana dersde takılı kaldım. Bir de Eurythmy var bu da yine R. Steiner tarafından ortaya konulmuş bir tarz; müzik ritmine uyumlu olarak yapılan figürler ve vücut hareketlerini kapsamakta, dışarıdan gören olsa deli diyebilir, hele Alihan Eurytmy olan günler eve gelip o hareketleri evde yapıp kendi kendine güldükçe arkasındanda anne vallahi bale yapıyoruz bale deyip salonu baştan başa parmak ucunda turladıkça içimden benimde gülmem gelmiyor değil.. Ama çocuk mutlu; el, kol koordinasyonu, kulağı müziğe verip belli hareketleri yapabilme yetisi, konsantrasyonu da geliştirmekte. Burada mutlaka canlı piyano çalan bir müzik öğretmeni var hiç bir şey teypten ya da elektronik değil, canlı.. Şimdi okulu görseniz harap vaziyette, bu ne zenginlik diyebilirsiniz.... Hangisi zenginlik Alihan'ın eski okulundaki bilgisayar ekranı tahtaya yansımakta ve her şey dokunmatik ekranlı idi ve de ne müthişti, zenginlik omuydu yoksa bu mu? Buradaki okul 1971 yılında inşaa edilmiş ve püf deseniz uçacak, ama her şey doğal ve herkes mutlu..&lt;br /&gt;4. Gelelim el sanatlarına el işi ve tahta işi iki ayrı ders, fevkalade bir tahta atölyeleri var marangoz atölyesi denilebilir, çocuklar burada kendi tahta kaşıklarını ve tahta kaplarını yapıyorlar, öğretmenleri son derece yetenekli ve işine gönlünü vermiş bir genç..Alihan tahta kaşık yapıyor, içini nasıl yaptığını dışını nasıl yaptığını, nerelerde zorlandığını, hangi aletler olduğunu iştahlı bir şekilde anlatıyor.. El işinde örgü ve dikiş yapıyorlar, bizimki bebek patiği ördü, şimdi kayış ve bileklik yapıyor. Bunları yaparlarken çocukları görmeniz lazım çıt sesi çıkmıyor, ve Alihan artık eve gelip bana anne ben biraz el işi yapıcam deyip, benim 1 dolarlık dükkandan aldığım tuhafiye vb ile oyuncak bez bebekler, bileklik, çanta tarzı eşyalar yapıyor ve de çok da güzel yaratıyor. İşin en güzeli ruhu dinginleşiyor, bu da bir nevi ibadet diyebiliriz, bir yarım saat kendi kendiyle bir şeyler yapabiliyor.&lt;br /&gt;5. Matematik, çarpma işlemlerini yaptıkları farklı bir sistem var son derece eğlenceli ama benim için çok tercih edilecek bir şey değil açıkcası benim kafam karıştı, ben olduğum için de olabilir, sizin karışmayabilir, Alihan çok eğlenceli bulmuş eve gelir gelmez bana anlattı .. Bu arada öğretmenimiz haftalık olarak ödev veriyor ama bayıltıcı ödevler değil 2 sayfa matematik, el yazısı ile geniş geniş çok çok 12 işlem ve bunu tamamlayıcı olarak sözlükten 2 farklı kelime anlamı bulma yada ayrı anlam taşıyan ancak aynı yazılan kelimelerden oluşan iki cümlenin hangisinin hangi anlama geldiğini tek bir işaretle belirtme.... Heceleme pratikleri gün içinde mutlaka bir kez yapılıyor ancak bir günde en çok 10 kelime çalışılıyor bu şekilde..&lt;br /&gt;6. Fransızca ayrı bir güzellik anlattığına göre, öğretmen renkli tebeşirlerle dışı kahverengi olan meyveleri tahtaya resmediyor ve daha sonra onları yazıyor, hep görsellik ön planda.. Alihan hazırlığıda sayarsak 5 yıl Fransızca gördü burada tek kelime Fransızca etmiyor, zaten nefret ettiğini de saklamıyor.. Bence kelime dışında hiç bir şey öğrenmemiş şimdiye kadar..&lt;br /&gt;7. Bunun dışında resim, perspektif, tonlama vb bir dersleri var.&lt;br /&gt;8. Bir diğer dersde Beden Eğitimi , haftada iki gün Alihan'ın şimdiye kadar bilmediği pek çok oyun oynatıyorlar, onları da kendisinin anlatmasını rica edicem bir daha ki sefere ben de yazıcam..Ancak öğretmenleri çok acımasız söylediği kadarıyla tabii Alihan'a dayanmak kolay değil, ip atlayamıyor diye iki kızı Alihan'ın balına musallat etmiş her gün bir dahaki derse kadar yani bir hafta boyunca teneffüslerde gelip Alihan'a ip atlamayı öğretiyorlar zorla ve de bizimki öğreniyor...&lt;br /&gt;Müfredat genel olarak böyle unuttuklarım olduysa bir sonraki yazımda tamamlarım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-6386575670930439707?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/6386575670930439707/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=6386575670930439707' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/6386575670930439707'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/6386575670930439707'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2007/10/waldorf-okullarnn-mfredat-ve-alihan.html' title='Waldorf Okullarının Müfredatı ve Alihan'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-3530969159314602867</id><published>2007-10-11T23:03:00.000-07:00</published><updated>2007-10-11T23:50:30.133-07:00</updated><title type='text'>The Edge of Heaven Kaçtı Maalesef</title><content type='html'>Ekim ayı etkinlikleri kapsamında neler var bir bakalım, Çarşambaları Craft Circle devam etmekte şu ana kadar 5 adet bez bebek, 1 adet melek ve bir adette büyücü diktim, umarım Christmas Fair'de kendi yaptığımı alabilme şansım olur, bu arada Alihan okuldaki elişi dersinde bileklik dikmekde yeni olarak da bebek patiği örüyor, tahta sanatlarında kaşık oyuyor, öğretmeniyle de tanıştırdı,  ne kadar mutlu anlatamam yarın tahta sanatları var diye havalara zıplıyor, evde de benim 1 dolarlık ucuzcu mağazasından aldığım keçeler ve elişi malzemeleri ile çanta, bileklik vb şeyler yapıyor, Alihan için televizyon seyretmekten ve yemek yemekten daha zevkli bir şey bulduğumuz için şanslıyız, sanırım meşguliyetle tedavi (annemin kulakları çınlasın o çok kullanır bu lafı) dedikleri tamda bu olsa gerek... Ana dersde geçen ay Botanik işlenmişti, kampa ve ormana giderek yeteri kadar, kara yosunu, eğrelti otu ve deniz yosunu keşfi yaptıktan sonra, bu ay mitolojiye girdik ve ilk konumuz Hint mitolojisinde  Rama ve Sita, efsane ile ilgili genel hatlar öğretmen tarafından aktarıldıktan sonra çocuklar büyük defterlere (resim defteri büyüklüğünde) ilk önce o efsaneyi resmediyorlar, arkasından da renkli boya kalemleri ile kendi kelimeleri ile efsaneyi yazıyorlar, her şey rengarenk ve çok etkileyici, biz genelde wikipedia'dan araştırıp ondan sonra yazıya döküyoruz, zira Alihan henüz öğretmenin anlattıklarını takip edemiyor, tahtaya çizilen resimlerden kapabildikleri var o kadar. Ama çok ilgili, benim zaten ilgimi çekiyor, dolayısıyla zevkli. Pazartesi bir veli Hindistan ile ilgili bir dokümanter izlettirecek çocuklara, ayrıca Chai tea servisi yapılacak, yaklaşık 1,5 saatlik bir etkinlik. 5 Ekim'de Thanksgiving yemeği verildi okulda, bütün okul öğrencilerin getirdiği patates, soğan, ve bilimum sebze, ot çeşitinden yapılan çorbanın kokusu ile kaplandı, ben sabahtan gidip yardım ettim, o tutmuş bu koparmış imece usulu ile mükemmel bir organizasyon oldu. Büyük sınıflar masaları kurmuşlar, 6 sınıflar masaları topladılar, bizimkiler yani 5. sınıflar bulaşıkları yıkadı, 1. ve 2. sınıflar masaların ve sahnenin önüne konmak üzere rengaren yapraklar ve çiçekler topladılar. 3. sınıflar cookieleri yapmışlar. Thanksgiving menüsü;  sebze çorbası, tereyağ sürülmüş kepekli ekmek, cookie ve sudan ibaretti, bu arada cookie'ler tam kişi adedine göre ne bir eksik ne bir fazla,,, her masanın başına bir tencere ve bir kepçe, ilgili masadaki öğretmen servisleri yapıyor...11:45 gibi başladı 12:30 da sona ermişti. Ha bu arada okul bahçesinde 2 tavşan var büyüğü resmen azman gibi bir şey adı da İyor Alihan sürekli onun başında sevip duruyor..Tara daycare'e devam biraz biraz ingilizce kelimelere başladı, ama genel olarak depresyon durumu sanırım babaya da olan özlemle devam etmekte, gerekli gereksiz alıganlıklar, arka odaya gidip kendini kapatmalar ve illaki bağırarak bir şeyler istemeler, sabırla bekliyoruz geçicek diye ama düzgün bir okul bulmamız şart ona da göre..Thanksgiving nedeni ile pazartesi tatil olduğundan, düştük yollara Seymour dağına çıkıcaz, öyle bir şeyki, iki çocuk, ev temizlik, çamaşır Alihan'ın ödevleri bir de üstüne üstlük araba yok otobüse talim git gel, e Alihan malüm  alışveriş cabası, dünya meyve alıyoruz hoop bitiyor adam yokedeci gibi, neyse giydik kar montlarını iki otobüs değiştir Seymour otobüsüne bin otobüs Deep Cove'da son durak durdu, meğer orası onlara göre Seymour'mış biz dağa çıkıcaz diyoruz, tuhaf tuhaf bakıyorlar, Alihan ağlar ben dağa çıkcam diye, kız bağırır ben de dağa çıkıcam arkasında açıktım tam bir kriz durumu neyse aynen DC pizzacısı imdadımıza yetişti, pizzaları yedikten sonra iki otobüs daha değiştirip Grouse Mountain'a çıktık sonuçta o da dağ, teleferik vs. her türlü ambians mevcut bi tek kar yok ona da bir şey yapamıyacaktım, sezonun son Lumberjack şovunu seyredip, ayı ailesini de gördükten sonra eve bitap bir şekilde döndük. Bu zihnisinir haftasonu gezi projesinden sonra kendimle ilgili en büyük lüksüm bir kuaför bulup saçlarımı boyatmak oldu, kuaför çok ama güven konusu biraz sıkıntılı downtown'daki yegane Tony&amp;amp;Guy shoplardan birine randevu alıp gittim, sonuç şok edici değil yani olumlu, ama önceden alınmış kuaför randevusu yüzünden Mavi Jeans sponsorluğunda Vancouver Int'l Film Festival'a gelen Fatih Akın filmini (The Edge of Heaven) kaçırdım çok ama çok üzgünüm, aynı gün bir Türk arkadaşımla buluştum çok beğenmiş filmi, umarım vizyona bir şekilde girer ve seyredebilirim. Art Gallery'de bir yemek arkasından Yaletown'da MaviJeans mağazasını ziyaretle o günümüzü de sonlandırdık, maalesef mağazada tadilat varmış, dolayısıyla bu isteğimizde gerçekleşememiş oldu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-3530969159314602867?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/3530969159314602867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=3530969159314602867' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/3530969159314602867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/3530969159314602867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2007/10/edge-of-heaven-kat-maalesef.html' title='The Edge of Heaven Kaçtı Maalesef'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-3953161696310878158</id><published>2007-09-27T20:44:00.000-07:00</published><updated>2007-09-27T22:43:15.816-07:00</updated><title type='text'>Koreli Komşular, Indigo Meet-Up ve  Daha Neler Neler??</title><content type='html'>Aslında bu yazının içeriği ile yakından uzaktan ilgisi yoktu Koreli komşuların ama yaptıkları bir düzine patırtıdan sonra yazmadan edemezdim, üst kat, yan taraf, karşı komşularım hepsi Koreli, çok şeker insanlar, muppet show gibi birbirimizi gördüğümüzde bir Hiiiii bir de Byyye diyoruz, İngilizceleri maalesef oldukça kıt, yan komşu ile ilk geldiğimizde konuşmaya yeltendim, kadını bir anda yerlerden filan kaldırmamız gerekti, şaka bir yana bir yabancı ile konuşurken elektrik çarpmış gibi sallanıyorlar, hürmet ve utangaçlık arası bir şey sanırım bu, işin kötüsü ben karşımdaki ne yaparsa aynını yaparım, raport pace ediyoruz ya, çocuklarda ingilizce anlamadıklarından anne sana ne oldu napıyorsun öyle deli gibi demezler mi? Neyse artık genelde birbirimizden uzak durmaya çalışıyoruz. Şu anda çocuklar odalarına çekildiler, Taruş çoktan uyudu, Alihan'da lego yapıyor birazdan yatar, ben iki satır bir şeyler yazayım dedim ve yukarıdan yaaaaa, noooonn, hiiiiyiiinnn, neke neke çakannnnn şeklinde kuvvetle muhtemel (bu da İlhanın meşhur lafıdır) sanırım Kore lisanında konuşmalar geliyor, çok komik her kelimede korkunç ünlemler var, korku mu sevinç mi anlamıyorum, bana biraz delice geliyor, sanki çok büyük olaylar oldu komşunun kızına araba çarptı filan diyebilirim, yok canım misafir evden ayrılıyormuş kahkahalar patladı şimdide... A vallahi deli bunlar, ödüm patlıyor ayol böyle konuşmamı olur.&lt;br /&gt;Koreliler tüm Lynn Valley'i istila etmişler, zaten çekik çok bu memlekette ama Koreliler için hep iyi şeyler duydum ben.&lt;br /&gt;Pazar günü İndigo Çocuklar /Kristal Çocuklar ve Ailelerinin meet-up ına gittim, yaklaşık 15 kişi kadardık. Toplantıda Indigo Children Evolution Part I gösterildi, ayrıca Biofeedback adlı aletin tanıtımını yaptılar, bir daha ki ayda 2 bölüm gösterilecek ama benim için değişik bilgiler yoktu açıkcası. Günümüzde dislektik, dikkat eksikliği , hiperaktivite teşhisi konulan pek çok çocuğun aslında kesinlikle indigo potansiyeli taşıdığından bahsedildi. Bazı noktaları çocukları olanlarla paylaşmak istiyorum&lt;br /&gt;1. Bu dünyaya kim olduklarını bilerek ve burada olmayı hakederek geldiklerine dair kuvvetli bir hisleri var. Yetişkinlerle kendilerini eş görüyorlar, bu anlamda herhangi bir korku ya da utangaçlıkları yok.&lt;br /&gt;2. Demokratik olmayan otorite ile zorlukları var (herhangi bir açıklamasız ya da seçim hakkı vermeyen otorite). Yürekten ve samimi bir şekilde dinlenmeye ihtiyaç duyuyorlar. Belirli şeyleri yapmayı basitçe reddediyorlar. Yetkilendirildiklerinde ve kendi seçimlerine saygı duyulduğunda en iyi şekilde hareket ediyorlar.&lt;br /&gt;3. Kendi kendilerini referans alıyorlar, kendi seçimleri, kendi hisleri, değerleri, motivleri ve algıları önemli.&lt;br /&gt;4. Ritüel bazlı sistemler onları korkutuyor özellikle geleneksel eğitim sitemi.İlerisini görebiliyorlar, vizyonları var ve onların vizyonlarını paylaşmayanlara karşı sabırsız olabiliyorlar.&lt;br /&gt;5. Genellikle aktif ve zekiler. Genellikle sağ beyinliler, bu yüzden görsel, yaratıcı, artistik, fiziksel, ve uzamsallar, genellikle dokunarak daha iyi öğreniyorlar. (Bu noktada "synesthesia" kavramını internetten araştırmanızı ve okumanızı tavsiye edebilirim.  Nereden mi aklıma geldi hemen biraz önce olan bir örneği paylaşacağım; Alihan'ın  biraz evvel bizim eski resim albümlerine bakarken yüzünün rengi değişti birden, içini çekti ve neredeyse bana dönüp süt kokusunu duydun mu diyordu ki, vazgeçti ve bu resme bakarken süt kokusu aldım dedi, kardeşinin bir kaç aylık fotoğraflarından biriydi)&lt;br /&gt;6. Sosyal olarak okul onlar için gerçekten zor olabilir. Kendi yaş grupları ile birleşmekde zorlanabilirler çünkü onlarla bir türlü ilişkiye giremezler.&lt;br /&gt;7. Kendi yaşlarının üstünde bir bilgelikleri vardır. Kendi seçimlerinin sorumluluğu ile gelişmek ve büyümek isterler.&lt;br /&gt;8. Tüm yaşayan canlılar için merhametleri vardır. Dünya, hayvanlar, bitkiler, diğer insanlar ve insafzılık, adaletsizlik, aptallık, acımasızlık, duygusuzluk ve hissizlik gördükleri anda olumsuz bir şekilde reaksiyon gösterebilirler. Ancak bunun yanısıra kendilerine ve başkalarına karşı duyarsız ve yıkıcı oldukları da görülebilir. (Bu son cümlenin nasıl aileler, sosyal ortamlar da yetiştikleri, gıdaları, seyrettikleri ile alakalı olduğunu düşünüyorum)&lt;br /&gt;                            4 Çeşit İndigo Tiplemesi&lt;br /&gt;9. Humanistler - İnsanlara doktor veya şifacı olarak hizmet edenler.&lt;br /&gt;10. Kavramsallar - Yarının mühendisleri, insanlarla pek işleri yoktur. Erkek çocuklar  annelerini, kız çocuklar babalarını kontrol etmek isterler.&lt;br /&gt;11. Artistler - Diğer indigolardan daha fazla hassastırlar.&lt;br /&gt;12. Boyutlararası Olanlar - Çok özgürdürler. Grup ve organizasyonlara diğerlerinden daha az uyarlar. Zorlayıcılardır. Pek çok düzeyde iyi bir kapasite sergilerler. Diğerlerinden daha güçlü kurallara ihtiyaç duyarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önerilen Kaynaklar ki bu kitaplardan bazıları Türkçeye'de Çevrildi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aron, Elaine: The Highly Sensitive  Child&lt;br /&gt;Atwater, P.M.H. Beyond teh Indigo Children, 2005&lt;br /&gt;Carroll, Lee and Tober, Jan: Indigo Children, 1999&lt;br /&gt;Gottman, John, Raising an Emotionally Intelligent Child, 1997&lt;br /&gt;Reigh, Maggie: 9 Ways to Bring Out the Best in You &amp;amp; Your Child, 2004&lt;br /&gt;Twyman, James: Raising  Psychic Children, 2003&lt;br /&gt;Virtue, Doreen: The Care and Feeling of Indigo Chjildren, 2001&lt;br /&gt;Virtue, Doreen: The Crystal Children, 2003&lt;br /&gt;Virtue, Doreen: Indigo, Crystal and Rainbow Children, 2005 CD&lt;br /&gt;The Indigo Evolution DVD (Documentary)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Websites:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.meetup.com/"&gt;www.meetup.com&lt;/a&gt; (indigo groups)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.dynamicharmony.com/"&gt;www.dynamicharmony.com&lt;/a&gt;  articles by Remi Thivierge re. indigos.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi tüm çocuklar için ancak daha hassas oldukları için özellikle indigolarda dikkat edilmesi gereken en önemli şeyler; anne ve babanın son derece programlı ve  farkındalık sahibi olması gerekiyor. Genel de bol sebze,  meyve, balık bu çocuklar için çok uygun bunun yanında fast food, hazır gıda, şeker, çikolata kesinlikle son derece zararlı, ayrıca televizyon programları bu hassas çocukların beynine pek çok uyaran gönderdiğinden kesinlikle uygun değil, PSP, video game de aynı şekilde, bu tarz programlar ve görseller bu çocukları geriyor, ama tabii başka bir dünyada değil burada yaşıyoruz, dolayısıyla gerçekci olmakta fayda var, Alihan'ın okulunda mesela hafta içi tv yasak, sadece hafta sonu izin veriyorlar, ben şimdi sadece cici bici bebek programlarına izin veriyorum o da kısıtlı bir süre için iki kardeş birlikte seyrediyorlar, ingilizce öğrenebilmeleri için de uygun, tabii hiç olmaması daha güzel olur ama zamanla, ve Alihan katiyen ses çıkarmıyor, bu kurala uyuyor, hamur işi, kızartmayı kestim bizim sevgili Maşa'mız sağolsun hamur işi, tatlı vb. olaylarında süperdi , zaten Alihanın bu kadar kilo alması ve midesinin genişlemesi onun sayesindedir. Neyse burada bol meyve ve sebzeye geçtik, yakında da balık keşfine çıkacağım sanırım hepimiz için çok daha sağlıklı olacak.. Ayrıca yemeği biraz kaçırdık mı bu akşam yaptığımız gibi çıkıyoruz yandaki küçük ormanımıza ve çocuk oyun alanına koş koşabildiğin kadar, o tuttu bu kaptı biraz terleyip geliyoruz. Artık ben de yatsam iyi olur yarın çocukların  ikisi birden okula, ben direksiyon  dersine yine yoğun bir gün olucak en zoru da yanlarına sabah kahvaltısı ve öğle yemeği düşünmek, neyse yaratıcı zekamızı kullanacağız bir kez daha yarın bakalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-3953161696310878158?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/3953161696310878158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=3953161696310878158' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/3953161696310878158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/3953161696310878158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2007/09/koreli-komular-indigo-meet-up-ve-daha.html' title='Koreli Komşular, Indigo Meet-Up ve  Daha Neler Neler??'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-7215693977038411175</id><published>2007-09-22T23:56:00.000-07:00</published><updated>2007-09-22T23:58:53.059-07:00</updated><title type='text'>Derya'mın Çektiği Taruşun Favori Resmi</title><content type='html'>Alihan'la bu akşam bloğumuzu ziyaret edip, onun da istediği ilaveleri yaptıktan sonra(sizinkiler gibi) Taruş'un en beğendiği resmini koyma talebini geri çeviremezdim..... Derya BağdatCaddesinde  cep telefonuyla çekmişti bu resmi, hem de Erenköy'de, daha 8 aylık kadardı bizimki....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-7215693977038411175?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/7215693977038411175/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=7215693977038411175' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/7215693977038411175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/7215693977038411175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2007/09/deryamn-ektii-taruun-favori-resmi.html' title='Derya&apos;mın Çektiği Taruşun Favori Resmi'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-1615451765955783929</id><published>2007-09-22T23:55:00.001-07:00</published><updated>2007-09-22T23:55:39.458-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_pa7-0G7uQE8/RvYN668a1yI/AAAAAAAAADE/g_UbEnD1Vc4/s1600-h/TARACADDEDE.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_" style="CLEAR: both; FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_pa7-0G7uQE8/RvYN668a1yI/AAAAAAAAADE/g_UbEnD1Vc4/s160/TARACADDEDE.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style='clear:both; text-align:RIGHT'&gt;&lt;a href='http://picasa.google.com/blogger/' target='ext'&gt;&lt;img src='http://photos1.blogger.com/pbp.gif' alt='Posted by Picasa' style='border: 0px none ; padding: 0px; background: transparent none repeat scroll 0% 50%; -moz-background-clip: initial; -moz-background-origin: initial; -moz-background-inline-policy: initial;' align='middle' border='0' /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-1615451765955783929?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/1615451765955783929/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=1615451765955783929' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/1615451765955783929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/1615451765955783929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2007/09/blog-post.html' title=''/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_pa7-0G7uQE8/RvYN668a1yI/AAAAAAAAADE/g_UbEnD1Vc4/s72-c/TARACADDEDE.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-7289365208959000412</id><published>2007-09-21T19:50:00.000-07:00</published><updated>2007-09-23T08:19:18.372-07:00</updated><title type='text'>Tara'ya Okul Arayışımız ve Ali'nin Dönüşü</title><content type='html'>Alihan gidince ev birden sessizleşti, zaten başka türlüsünü beklemek tuhaf olurdu evimizi dolduran Alihan eminim eski okulunda da yokluğu hissediliyordur... Neyse Tara'yı verdiğimiz daycare'den hem çok kalabalık olduğundan hem de yerler halı, oyun oynama alanı beton vb. nedenlerden çok memnun olmadığımızdan ikinci bir yer bakıyorduk. Alihanın okulunda da bir yuva var aslında ancak saat 09:30 dan saat 12:00 ye kadar ve bu sene sadece haftada 2 günlük de yer vardı, daycare'ler çalışan anneler için ideal saat 07:00 - 07:30 gibi açılıyor akşam saat 17:30 - 18:00'e kadar devam ediyor. Ancak tabii bunların tümünde yer bulmak oldukça zor.. Geçenlerde evin aşağısındaki su parkında çoluk çocuk oynarken bir hanımla tanıştım oğlu 2,5 yaşında ve bize çok yakın bir yuvaya gidiyormuş mutlaka gidip görmemi tavsiye etti, web sitesini buldum yazıştım randevu aldım ve gittim.... Sonuçta yuva olan yer sadece bir evin alt katı ve 8 adet çocuk var.. Son derece sakin arkada yeşil bir bahçe ağaçlar içinde mükemmel bir atmosfer..Taruş tabii hemen bayıldı, genellikle tahta oyuncaklar, renkli bezler, bez bebekler, kumaşlar, boyalar mevcut, plastik oyuncaklar mesela Waldorf'da hiç yok bu yuvanın sahibi oradan da biraz etkilenmiş ancak kendi hepsinden bir parça içinde barındırıyor felsefe olarak anladığım kadarıyla... Taruş dönerken yolda uyuya kaldı, arabasında Lynn Valley Mall'a kadar gelip içeride alışveriş bile yaptım uyanmadı, akşam Alihansız bir geceden sonra bugün Cuma büyük gün Alihan kamptan dönecek sabah kalktık babamızla SKYPE den konuşup yuvaya doğru yola çıktık. Taruş artık alıştı beni almaya erken gel olur mu deyip ayrılıyor. Öğrendiği ilk kelimeler Yes, No, Yours, Good Morning ve See you ama tabii bunları avaz avaza söylüyor neyse onu bırakıp kendime Bc sınırlarında araba kullanabilmek için ehliyet sınavına girmeden önce pratik yapmamı sağlayacak bir okul aradım, iki tane firma işaretlemiştim internetten ikisi de hemen hemen 40 yıllık firmalar ancak ilki korkunç pis ve düzensizdi sorularıma cevap veren kız bilgisiz ve yeniydi sanırım, ikinci gittiğimi beğendim ve oradan kendime toplam 6 ders için rezervasyon yaptırdım, yaşasın günlerim artık dolmaya başlıyor yemek yapmak, bulaşık ve çamaşır çocukların okulu dışında da yapacak bir eyler olacak. Hatta eve gelip ajanda bile oluşturdum. Çarşamba sabahları Alihanın okulunda Christmas Fair için el işleri yapıyor olacağım tabii bir müslümanın bunları yapıyor olması ayrıca takdire şayandır sanırım, ama ben eğlence ve sosyalleşme olarak bakıyorum çok keyifli geçeceğine de şimdiden eminim, Alihanın okulu bu tarz sosyal aktiviteler, danslar, paneller açısından çok zengin neredeyse 10 günde bir düzenlenen bir şeyler var gitmemek akılsızlık olur. Perşembe günü de Michaelmas dedikleri bir kutlama etkinlikleri var ona da gidiyorum... Bunun dışında zaten Çarşamba öğleden sonraları çello dersi için yine maaile çello öğretmenine gidiyoruz. Bir de en mühimi indigo ve kristal çocuklar tanışma grubu var yine internetten buldum bu pazar alihanı da alıp gidiyorum, bakalım nasıl bir toplulukla karşılaşacağım. Ayrıca mavi yeşil su yosunundan aldım özellikle hiperaktivite, konsantrasyon bozukluğu, stres depresyon, kendini halsiz enerjisiz hissetme durumları için  tavsiye edilen bir mineraldi, hayret Londsdale deki vitamin dükkanındakiler bilmezken bizim alışveriş merkezindeki vitamin dükkanındaki kadın pıt diye buldu, Alihan kampa gittiği gün ben de aldım bir adet ve kutuyu Ali'ye verdim yanında götürsün diye, umarım faydasını görürüz.. Ben faydası olduğuna inanıyorum. Ancak tabii sıvı formunu bulabilsek daha iyi olurdu enteresan ama burada sıvı formunun ABD'den Kanada'ya geçişine izin vermiyorlarmış artık, ilaç firmaları bu mineral işe yaradığından eczacıların canları sıkılmış ve şikayet etmişler gelişini durdurmuşlar, ama gidip Oregon'dan alıp bir iki şişe getirmenin tabii bir sakıcası yoktur diyorlar neyse ne yapalım bir müddet kapsülleri kullanırız. Bugün Alihan öğlen gibi döndü, çok mutlu neler neler yapmışlar yağmurda sırt çantası elimizde çek çekli bavulumuz eve kadar günde kaç tane yürüyüş yaptıkları, sabahları çadırda ilk kimlerin osuruğu ile uyandıkları, kamp ateşinde ormanda buldukları sopalara geçirdikleri marshmellow, hotdog ları nasıl yapıp yedikleri, efendim arkadaşlarından hoşlandıkları hoşlanmadıkları, aynı şekilde büyüklerden hoşlandıkları hoşlanmadıkları vb. vb. Öğretmeninin söylediği tek şey çok enerjik bir çocuğum olduğu ve bu kampta çok şey öğrendiği onun adına mutlu olduğuydu... Aman ne güzel Aliyle 3 gün geçirdiler ama herkes mutlu... Bavulları ve çantamızı eve bıraktığımız gibi aynen Taruş'u okuldan almaya gittik tabii otobüse binip 20 dk. lık yol, aliyi görünce çok sevindi, dönüşte herkes dışarıda güzel bir yemeği haketmişti, babamız gittiğinden beri ilk yemeğimizin keyfini alışveriş merkezindeki Oshin Japon lokantasında suşi ve teriyaki soslu tavuklarımızı yiyerek çıkarttık, üstüne de Purdy's den birer dondurma ve eve dönüş muhteşem oldu tabii....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-7289365208959000412?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/7289365208959000412/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=7289365208959000412' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/7289365208959000412'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/7289365208959000412'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2007/09/taraya-okul-arayiimiz-ve-alinin-dn.html' title='Tara&apos;ya Okul Arayışımız ve Ali&apos;nin Dönüşü'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-7459235586994276961</id><published>2007-09-19T22:14:00.000-07:00</published><updated>2007-09-19T22:35:27.413-07:00</updated><title type='text'>Alihan Kampa Gitti -</title><content type='html'>Her yeni gün o kadar çok şey oluyorki günü gününe yazmak lazım gerçekten yoksa insan unutuyor pek çok şeyi.. Bugün Alihan 15 günlük arkadaşlarıyla kampa gitti, sınıfta 5 yeni öğrenci var bu yıl çoğu çeşitli Waldorf Okullarından gelmişler, sınıfın tekrar bir ekip olması birbiriyle kaynaşması için böyle bir şey düşünmüşler zaten bu ay konuları botanik dolayısıyla ormanda bir kamp konuları için de uygun. Bir haftadır veliler buna hazırlanıyor. Bir araya gelip sabah, öğle akşam ne yiyecekler liste çıkartıldı, buna göre gerekli olan ekipman listelendi satın alınacaklar için bütçe ve ekipmanda kim neyi getirecek hazırlandı, dünya iş aslında değil mi? Ama değil herşey organize herşey hazır, dolayısıyla orada düşünülmemiş hiç bir şey yok. 3 adet doğrama, 3 adet soyma bıçağı istenmiş dördüncüyü götürdüğünde gerek yok fazla denilip alınmıyor biz de olsa fazla mal göz çıkarmaz, koyalım kara günümüz için saklarız deriz. Çocukların ne getirecekleri ve ne getirmeyecekleri çok net listelenmiş, abur cubur çikolata ipod vb kesinlikle yasaklılar listesinde. Alihan 6 kızın olduğu bir araçta Kevin'le önde oturarak yola çıktı bakalım geriye ne maceralarla dönecek. Bugün sabah sırtçantası ve bavulunu araçlardan biraz uzakta bırakmıştık, baktık iki arkadaşı tutmuş ite kaka getiriyorlar, bu anlamda ilgililer gerçekten. Bu arada sırt çantası ve bavul hoop arka tarafa gitti ve küçük bir kriz yaşandı, efendim Alihan'ın su şişesi ve Limon veZeytin'li çizgi romanı olmadan arabaya binmezmiş ama nasıl sinirli sinirli bağrıyor bana nasıl koydurduysan o çantayı şimdi al ordan diyerek. Tabii diğerleri bir anormanllik olduğunun farkında ama hiç kimse renk vermiyor neyse ya sabır diyerek arabaya girersin kızların arasından çantayı açarsın istediği zımbırtıları alırsın ve eline verirsin ve sonra koskocaman bşr oh çekersin.. Hayret bir şey olmadı işte aldık verdik sahi neden ben de bu kadar büyütğyroum ki...Bir diğer farklılık da en ufak bir düşme vb. olayda tüm arkadaşlarının başına üşüşerek ne oldu yapabileceğimiz bir şey var mı diye ciddi ciddi sorması. Biz de düştün mü bi tane de düşmeyen patlatır, hatta ben bile çocuğuma düştüğünde yine ne dikkatsizlik yaptın da düştün diyebilirim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-7459235586994276961?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/7459235586994276961/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=7459235586994276961' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/7459235586994276961'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/7459235586994276961'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2007/09/alihan-kampa-gitti.html' title='Alihan Kampa Gitti -'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-6980446862480530510</id><published>2007-09-19T01:07:00.000-07:00</published><updated>2007-09-19T01:18:03.349-07:00</updated><title type='text'>Nasıl Geldik Buralara?</title><content type='html'>Şimdi tabii bu en dikkate şayan soru ama bu kısımları uzun uzun anlatmak istemiyorum. Sadece bir okul buldum adı The Vancouver Waldorf School, web'den buldum tabii ki yoksa kimse tavsiye etmedi, orayı dolaştım burayı dolaştım önce Waldorf Okullarını Buldum ondan sonra dedim kendi kendime ben bizim Alihan'ı nasıl bu okullardan birinde okutabilirim. Tabii bu arada bu okulun metodolojileri, ilgili kitaplar filan hatmedildi. Macera aramıyordum, kaçak göçek değil kanuni yollardan kalacağımız bir  ülke bulmam gerekiyordu, işte bu sırada Kanada göçmen alan bir ülke olduğundan ve de kriterlerimiz onların aradıklarına uyduğundan yola çıktık, toplam 3 yıl sürdü ben bu arada çocuğu halihazırda Waldorf'da okuyan ailelerin bile belki girmedikleri ve okumadıkları publicationları bile bir kartal gibi her ince ayrıntısına kadar okuyup hayallere daldım, tam benim oğlumun annesinin yapacağı iş ama.. Bu arada ben yanlız yaşamıyorum, kendi işi gücü olan bir kocam ve Alihanım'dan 7 yaş küçük bir de kızım var Taruşkam.....Vancouver olması ise tamamen tercih iklimi İstanbul'a benzeyen yegane şehir olduğundan yoksa Kanada'da kışı karsız geçmeyen pek bir yer olduğunu sanmıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-6980446862480530510?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/6980446862480530510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=6980446862480530510' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/6980446862480530510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/6980446862480530510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2007/09/nasl-geldik-buralara.html' title='Nasıl Geldik Buralara?'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2162600639363190351.post-6388849040934894354</id><published>2007-09-19T00:24:00.000-07:00</published><updated>2007-09-19T00:44:34.851-07:00</updated><title type='text'>Sevgili Oğlum Sonunda Kanada'ya Geldik.</title><content type='html'>İşte yıllardır rahat etmeyen içimi rahatlatmak için kalktık nerelerden nerelere geldik. Sevgili Alihanım her yerde gayet iyiydi aslında ama benim içime sinmedi, bir gün okuldan eve geldiğinde mutlu gelsin, çantasını atıp anne bugün okulda çok iyi şeyler yapıldı, ben çok mutlu oldum desin diye bekledim, ama olmadı...Günlük koşturmada kimsenin bir diğerinin içine bakacak vakti yoktu zaten. Öğretmenler yorgun, bıkkın, hiç kimse hayatın mutlu, güzel anlarını görebilmiş değil, susan yok herkes konuşuyor, senin ne hissettiğini zaten anlatsan deli derler, mış gibi davranıyorsun, iletişim kurmak için bin ışık yılı lazım, gözleriyle konuşan yok, iki çocuğun arasında bir muzip bakışma yok, neşe yok, mutluluk yok, Alihanım hep mutlu olmak istiyor oysa, vur patlasın çal oynasın ne gam ne tasa, çok değişti tabii en başta annesi bilemedi hassasiyetini fazla, hep zorladı onu tek başına bir şeyleri yapabileceğine dair, sen yaparsın, sen yaparsın hadi bakalımlarla yaşından büyük sorumluluklar verildi kendisine..Annesi çalıştı hep çok gerekliydi ya, 4 yaşlarındaydı saat akşam 7 eve döndüm uyuyor, kadına sordum ne oldu diye bilmirem abla yattı uyudu bi tek çayını istedi o kadar dedi, sarsarak uyandırdım Alihan ne oldu neyin var diye? Baksana deyip kadının yüzünü gösterdi, evet kadın yeni ve kadın çirkin, ben farketmemişim, ben öyle bakmamışım kadına, kapkara bir yüzü var kadının, yüzünü görmemek için uyudum dedi bana.... ve işte bunun gibi binlerce hikaye...Sonunda bir okul buldum bu tam Alihanıma göre dedim, geldim Kanadalara....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2162600639363190351-6388849040934894354?l=alihantara.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alihantara.blogspot.com/feeds/6388849040934894354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=2162600639363190351&amp;postID=6388849040934894354' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/6388849040934894354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2162600639363190351/posts/default/6388849040934894354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alihantara.blogspot.com/2007/09/sevgili-olum-sonunda-vancouver-geldik.html' title='Sevgili Oğlum Sonunda Kanada&apos;ya Geldik.'/><author><name>ALIHANTARA</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='29' height='32' src='http://bp2.blogger.com/_pa7-0G7uQE8/SDYFg5QjZeI/AAAAAAAAALY/S2yFwX8AzX8/S220/ceyda.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
